kaçmıştım
kentin adını bilmiyorum
senin gülümsemeni duydum
elinde bir portakalla
kolunu sallıyordun bana uzaktan
-ne çok severdin portakalı-
sevdiğin yerde olmanı isterim
salkım söğütün tohumlarını
üstüne saçtığı gölgede;
çay saatidir, masa kurulmuş,
peynir ve zeytin de vardır üstelik
insanlar uzanmıştır elleriyle
*Richard Dawkins'in Gen Bencildir (Selfish Gene) kitabını okudunız mu?
**Dostum Haldun Hakman'a
Gün ışığının keskin kenarını
Bilediği günlerdi
gözyaşlarım açıklayamaz seni;
benden anlamlı sözler bekliyorsun
onlar da açıklayamaz!
kaldırımın kenarında durup bir an
şu mazotla ışıltılanmış su birikintisine basmam
açıklayamaz seni.
sana ille de böyle ol diyemem
belki de çaresizimdir
ben öyle olduğum için
belki de hissedilmek için
senden bu isteğim
belki de
gittin
önce üstüne gölgeni giydin
kapıdan çıkarken
ayaklarım çıplak olmalı dedin
evet ayakların çıplak gittin
uykusunda soluğu sıklaşmıştı
duvar,yılansı bir görünümde
kıvrılarak ona arkasını dönüverdi
ve sonra gece,
gündüzde başlayan uykusuna
hiç bir günü saymadan ansızın giriverdi
kim tanıyabilir..
duvarların aynı renkteydi,
aynı renkte seslendi sana
kim tanıyabilir...
ayrıntılarında o kadar iyi biliyordun ki
saklanmayı..
hiç de öyle bir dönemimde
değilim
yani biraz romantik
biraz hırçın ve haşin
su akıp gidiyor koltuğumdan
ışıklar kararmadan önceki son replik
dışardan ve üstünden kendine bakıyorsun,
burun deliklerin
gölgeliklerin arkasından
sahneye uzanıyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!