Ne merdiven çıkar nede yokuşa
Ağızda sökülür dişler peş peşe.
Ne zaman gelmişim bilmem bu yaşa.
Bir baktım ki gençlik elden gidiyor.
İçime gömülmüş bahtımın sesi
Yine hasret düştü gönül şehrine,
Hangi can dayanır gurbet kahrına,
Hissiyatlar dönmüş mahşer yerine,
Çağlaya, çağlaya göz elden gitti.
Ne tez hazan değdi ömür bağına,
Ahu gözlerine, kurban olduğum
Çağırır yanına el eder bana
Yalınız yanında huzur bulduğum
Açmış kollarını gel eder bana
Yıllardır kendimi aradım durdum
ellerin bağlanır kalırsın naçar,
dostların beş adım o yana kaçar,
ah ile vah ile günlerin geçer,
tutunacak bir tek dalın olmazsa.
yoksulluk bir yanda dertler bir yanda,
Koskoca bir ömrü yoluna serdim
Sen çiğnedin bari ele çiğnetme
Canımdan koparıp bir gönül verdim
Sen harcadın bari ele harcatma
Oyuncak olmuşum zalim elinde
El Vedüd
Gönül sofrasını kurmak istersen,
Bir canan okuyla vurulman gerek.
Seçtiğin menzile varmak istersen,
Hakikat yolunda yorulman gerek.
Çok kadın tanıdım
Hiç birine bu köhne yüreği
Emanet edemedim
Ya yine kırılırsa diye
Nedense bu sefer
Fanidir bu dünya kimlere galmış,
Özünü gasırsan ay emi oğlu.
Zaten vuran kötü yerimden vurmuş,
Birde sen küsürsen ay emi oğlu.
Viran olmuş bağda bagkuşlar ötür,
İki yürek bir olmuş,bir sevdayı taşıyor,
Gönüllere muhabbet, ne güzel yakışıyor,
Bazen diller susarda,gözleri konuşuyor,
Kaç gönül ısınıyor, bu ateşin közüne,
Her can mazhar olamaz,bu ahvalin gizine.
Endişe-i İkbal
Akçe gönül koymuş bakmaz yüzüne,
Endişe-i ikbal gelmez çözüme,
Ah vah olsun senin kara yazgına,
Bu gidişle çilen dolmaz emekli.




-
Cevdet Altay
Tüm YorumlarTeşekkür ederim Necibe hanım.Sağolun varolun.