mahzunluğumun farkına bir akşam varırdı
yalnız başıma masaya oturup
bardağı doldururken hafiften gülümsesem de
ikinci kadehten sonra neşeli şeyler de söylesem
el sallasam da gece kuşuna
yok yok anlardı
hanımeli kokusu sarmış dört bir yanı
ama bu gece bir garip
ne siyahı siyah
ne kırmızısı kırmızı
bir yağmur ıslatır beni bu gece
birde gözyaşı
yoldaşlar söyleyin halklara
haramiler kavga borusu çalıyor
damda baykuş sesleri
kan düşecek toprağa
yine çocuklar ölecek
yine analar ağlayacak
Özlediğim dağları gördüm bugün
Avuç içi okşadım evlat gibi
Yeşilini mavisini
Lalesini kekiğini
Gözlerimde deniz görmüş ırmak sevinci
herkes bir şeylerin ustası
olsun varsın
onların olsun ustalık
biz hayallerin ustasıyız
biz, yani lale bahçelerinin çocukları
biz, vakitsiz uçan yağmur kuşları
Beni verirseniz bir gün bir eskiciye
Nisanda verin
Ve mümkünse bu uçurtma rüzgarları geldiğinde olsun
Karşılığında mandal leğen falan olmasın
Üç beş demir para da olmasın derim istemem
"ben açken sen nasıl adam olacaksın" demişti
o demişti de
biz oluruz zannetmiştik
yanılmışız
açlarla alçakça yaşamaya rıza gösterince
hayvan bile olamadık
artık eskisi gibi değil
akıllandı uslandı demişler benim için
inanma
halâ konuşuyorum kuşlarla




-
Başak Öztürk
Tüm YorumlarYüreğini düşüncelerini İnsanlığa adamış yaşadığı zaman dilimine duyarlı.. nadir bir kişilik...
Arkadaşımı yürekten kutluyor...başarılarının devamını diliyorum...