ey talib
biz kimiz ki
zulmün sessiz tanıklarından gayrı
yapma
ellerini önde birleştirme talip
eğme başını önüne
mahallade topu
okulda saçı olan
çocuklar olamadık biz hiç
kenarda kösede
yapraksız ağaç gibi gölgesiz
ve sahipsiz
köprüleri severim
azgın nehirleri geçiren
deli dalgaları
kaptanları sınayan
cambazları da severim
iki dağ arasına ip çeken yol kısaltan
boş yere gülüyorsun dedi
neye güldüğümü bilmeden
oysa gülüyordu çocuklar
ağaçlar yine çiçek açmıştı
ve yenicek öpmüştüm ananım ekmek kokan elini
çok yaşa demişti bana
günahsa bir canlının canını yakmak
ki öyle olmalı
olacaksa bir günah
sadece bu olmalı
ne garipti
güvercinlerin
şahitlik edercesine zamana
bu şehri hala terketmemesi
tırnaklarımızla kazıp toprağı
öyle yedik ekmeğimizi
hak ederek sonuna kadar
ki azdı
ve güzeldi azı paylaşmak
aşktı
rüzgar istedi benden
sözü varmış mavi göğe
mavi beyaz renkli uçurtmayı
nenem eğirdi ipini
köy meydanında
memesinde süt




-
Başak Öztürk
Tüm YorumlarYüreğini düşüncelerini İnsanlığa adamış yaşadığı zaman dilimine duyarlı.. nadir bir kişilik...
Arkadaşımı yürekten kutluyor...başarılarının devamını diliyorum...