zaman bana dedi ki
bir gün çıkıp gelmeyecek barış
çalmayacak kapınızı
ama bir gün çıkıp gelecek savaş
kıracak kapınızı
dolu olacak her iki eli
Zamanın ahlı bir
Kürek mahkumudur insan
Ölmeden önce belki arada güverteden
Maviyi uzaktan görmesine
Zincirleriyle beraber
Volta atmasına izin verilen
sabah kalktığımızda gidecek bir iş
doyacak kadar aş ekmek
soğuğu içeri almayan balkonu saksılı
balkonu yuvalı küçük bir ev
ve o evde sıcak bir yar eli elimizde
önce sesimi vereceğim sana
kuşlardan ödünç aldığım sesimi
sonra sevdamı
hani leylanın mecnuna bakarken gözlerinde gördüğü
kavgamı vereceğim sana
hani karanlıkta kurtlar ulurken
sen daha sevme beni
daha sevme
ben senin için
elma kopardım o ağaçtan
insan bazen farklı ağlar
anlarsın bunu
zira çocuktur uzaklara giden
Yüzünde sahiden acılar olan kadın
Yurdundan sökülen ve solan bir ağaç gibi
Ve hüzün bir tek ona yakışırmış gibi
Geçmişin ve geleceğin kuru yapraksız günlerini bekler gibi
Duruyordu orada orada yapayalnız
Üzerinde mahzun mahzun bir kırmızı
beni duy, duy sesimi ve dinle.
dilin karalar bağlamayacak,
söylenmemişi,söylenemeyeni söyleyecek dilin.
korkmuş laflar etmeyecek sesin
yankısı, sevdası olacak ulaşılmaz dağların ve el değmemiş karların.
dağlar,dağlar eğilecek önünde.
tırnaklarımızla kazıp toprağı
öyle yedik ekmeğimizi
hak ederek sonuna kadar
ki azdı
ve güzeldi azı paylaşmak
aşktı




-
Başak Öztürk
Tüm YorumlarYüreğini düşüncelerini İnsanlığa adamış yaşadığı zaman dilimine duyarlı.. nadir bir kişilik...
Arkadaşımı yürekten kutluyor...başarılarının devamını diliyorum...