senin başın eğik ve
toprağa bakarken
toprak utanırken senden
yıldızlara bakıyor gözlerimiz
masmavi gökyüzü gibi temiz alnımız
ve sözümüz beyaz bulutlara sevdalı
zaman ama öyle ama böyle
senin de alacak boyunun ölçüsünü
sende yatacaksın uzun uzun musalla taşında
ve o hiç kapanmayan kapanası çenen
bağlanmış olacak başın üzere
gittiğinde sen
dereler ah dereler
dayanamaz aşkına nehre karışır
kabarır taşar durulur
senin gibi
benim gibi
umut uyanır öğle uykusundan
Kafesten kaçıp uçan kuşu
Önce mavi gökyüzü
Özgür esen deli rüzgarlar
Sonra ölüm kuşları karşılar
Ağırdır özgürlügün bedeli
lakin ağlamak istemezsin bilirim
içinin ateşi sönsün yaşlarınla istemezsin bilirim
sen türkü söyle o zaman
ben sesinden bilirim
sessiz bir bilgeydi gece
ama bilene
içindeki çölün
derin kuyularından çektiği suyu
damla damla
susayana içiren...
sevdanın rengini sordular geçende
mavi diyemedim kırılır diye beyaz
bilirim hatır koyardı kırmızı
bari içini deyiver eren dediler
önce ateş
sonra ekmek deyiverdim
sevdiceğim de vardı aslında
ama ben o ağaca bez bağlarken
ülkemde barış olsun dedim
çocuklar ölmesin dedim
dünyanın birinci harikası diyor
sevinci kuş olmuş şair
oynayan çocuklara bakarken




-
Başak Öztürk
Tüm YorumlarYüreğini düşüncelerini İnsanlığa adamış yaşadığı zaman dilimine duyarlı.. nadir bir kişilik...
Arkadaşımı yürekten kutluyor...başarılarının devamını diliyorum...