Mahallenin hırsızları uzanır
yanına yüreğinin.
İçindeki sokakları çalarlar .
Şerbet icat ederler sakiler,
akıp giden gönül yarandan.
Düşüyor semadan ölü aşklar.
Melekler düşüyor...
Toprakla sevişiyor azgın.
Yağmurlar yıkıyor taşları.
Rüzgar süpürüyor tozları.
Bir rivayetti gülüşü...
Görmedim ,bilemiyordum.
Zehir zemberek bir aşkın,
şerbetini kustu kahpelik.
Bütün arzular birleşti yokluğunda,
Bir tanem,
Seninle bir gece kordon boyunda ,
denizin sesiyle maziyi suluyorken ,
koca yürekli martılar ,
kol kanat geriyor,
Bizi hiç kimse tanımadı,
kocamış bir yalandan başka.
Elleri boş döndük bahardan.
Hiç bir hatıra yer tutmadı önceden.
Dar zamanlarda anacağımız ,
zehirli bir yılandan başka.
Sen keman belli güzel kadın.
Bütün şarkılarını bizim için çal.
Sol anahtarı ile aç kalbimi .
Nihavent ile ruhumu yar .
Bir yerlerde Acem aşiran ağlayalım.
Dökülsün bu gece ömrümüzden hicran.
Özlenecek kadınlar vadır,
Hayalleri de kendileri kadar
büyük yangındır...
Ellerini özlersin...
Ellerinin damarlarını.
Kapı çalar…
(Belki de çalmaz ).
Kalp çalar birileri .
( Ya da ömürden çalar ) .
Mutlaka çalar...
Yeni açıldı ahı ocağın.
Demlendi vahlar ateşiyle, suskun.
Eller ürkek
ve öksüz birer çocuk gibi titrek.
Gözlerin vanaları açıldı yorgun.
Yoklamadan düştü yürek,
Hiçbir şeyim yok,
diye hayıflanma.
Milyonlarca yalnızlığın
ve yalanlar dolu servetin var.
Yılan var yatağında,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!