Senin gelişin,
yenilemek bozulanı ,dağılanı .
Öldürmek ölümsüz şeytanı.
Azrail’e kafa tutmak.
Aşk ile yamamak ,
yırtılmış bütün anıları .
Hep kendince haklı çıktın...
Hiç düşünmeden,
neden kalbinin
seni böyle acıttığını.
Hala için için tükendiğini.
Her baktığında aynaya,
Sildim...
her seferinde sildiğim
yerden çıktın...
Bu kez kalbime satırbaşı,
bu kez kaderimi ben yazdım....
Nicedir hasretlik,
bir aşkla sırılsıklam ağlamak.
Nicedir gurbetlik,
sevdiceğine gidecek yol bulmak.
Zayi olmuş bir sinenin sahibiyim.
Geriye ne kalacak;
Daha da geride kalandan başka .
Kemirip attığın et parçalarından,
kirlenmiş tabaklardan ,
paslı bir çividen ,
yorgun bir vücuttan başka .
Ben kabadayısı bu aşkın .
Kapı girişinde belalı .
Yavuklusuyum gözlerinin
ve avuçlarının nikahlısı...
Ben bize aşık bir adam.
Bir küflü ışık, geceye ışıldayan.
Sihirli camlardan baktık dünyaya ,
menteşeleri çürümüş pencerelerden.
Bir çok huzur aldık seyyar yalancılardan,
cebimizdeki son umutlarla.
Birileri çıktı geldi,
soğuk iklim akşamlarından.
Evliya'dan geçtim ,
hatmettim alemi...
Aşkı içime nakşettim..
Tanrıyla tanıştım, sarıldım.
Erdim lütfuna huzurun,
kendi özümde yarım kaldım.
Sanırım şehir yanıyor...
Halbuki gidişin bir sokaklık efkar.
Hiç bir sigaranın yakamadığı, içim dar.
Oluyor bazen öyle...
Geliş ve gidişlerin gibi.
Ufak bir rakı açtı gözlerin,
efkarı kadehe saçtı da gitti...
Yüreğin ateşine erdi sözlerin.
Aşığını kundaklayıp kaçtı da gitti...
Birer birer saydı yaşananları.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!