Sana son bir mektup yazdım
Onu da ayağı kırık bir at getirecek
Beni unut
Atı da yadigâr bileceksin ama
onu da vurman gerekecek
Kalabalıklar içinde yalnızlık çeken birkaç insan…
Dişleri sararmış ağızlarında ölüm kokusu.
Sahil kenarında oturuyor üç dingil,
Yavaşça salıyorlar zehir, istiyorlar panzehir.
Biri ergin,
Beraber ektiğimiz ceviz fidanları
koca ağaç oldular
lakin cevizleri,
Varlığın kadar bereketli...
Koca dallar büyüdü yıllar içinde
Aptal şeylerden vapur gibi anlamlar çıkartıyorsan
Falcı kadının tezekli içkilerinde deva buluyorsan
Memleket yanarken;
Üzerine mi işeyeceksin?
Bir avizede dört ampül
Birincisi lanet
İkincisi merhamet
Üçüncüsü ihanet
Dördüncüsü selamet
Hangisini seçer isen
Hani nerede sopan, çoban?
Gecen gündüzün var mı,
Malının zamanı dar mı?
Kim verdi sana bu uğraşı,
Neden hâlâ anlamadın mı?
Seni yıldızlar kadar sevemem, bir tanem.
Bir gün saymayı bitirirsen yıldızları,
Nasıl bakarım yüzüne, nereden bileyim?
Hepi topu üç günlük dünya,
Bırak da üçünü de sana vereyim.
Dünya başıma yıkıldı,
Karanlık çöktü üstüme.
Yıkıntılar arasında kaldım,
Yalnızlığın içine daldım.
Bir daha mı tövbe aşık olamam
dizelerime ciğer akıtamam
Sana son sözüm gitme
Dert takınıp buzul yakamam
Sevgin bu evrende kalsın
Ben sana kimseye savrul demedim ey gönül.
Kendin buldun,
Kendin tutuldun,
Kendin kayboldun.
Ceremesini bana bıraktın sahipsiz akşamların.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!