İtina ile geçerken kum kaleleri üzerinden,
Sitem duyacak büyüklüğünden.
Sonra görecek.
Görecek,
Sessiz gelen su damlalarına sevinçle yıkılan kaleleri.
İsyan edecek.
Aşkımız el değiştirdi.
Hangi bucakta,
hangi kucakta,
kiminlesin, kim bilir?
Dünya küçücük değil miydi?
İdeal olmak için kaçık fikirlere ihtiyaç mı var?
İnanmak için gerçek haberlere gerek mi var?
ÖYLEYSE;
şöylece/öylece/ve BÖYLECE
Kediler kendimi duyduğumu biliyor.
İmdat, imdat, imdat.
Bu ne nizami yalnızlık;
insan arada insan görmeli.
Arada bir küfür yemeli,
Heceleyebildiğim kadarsın hayatımın üzerinde
Gerisi nasip değil
İhtimal
Aşk ihtimallerle çoğalır
Baş Koyduk gidiyoruz
Ben hiçbir zaman vazgeçmedim sensizlikten
Ama sen, ben yanı başındayken bile bensizdin
O yüzden
Sarmaşıklı duvarın kaldırımla birleştiği köşeye çöktü insan ve düşündü.
Havadaki bulutların nereye kaybolduğunu düşündü.
Bugün ekmeği yarım alsa, parası yarına yeterli miydi diye düşündü.
Rakunlar ve Sincaplar tavla oynuyor
Bu ne biçim memleket
Kız düşeşine bitecek at nalı
Gözyaşımdan okyanusa giden yollarda trafik
Bu ne biçim cehalet
İyi insanlar kaliteli yalnızlıklar yaşarmış
Öyle dedi içimdeki birileri
Ben kaliteli bir yalnızım
Ama iyi miyim bilemedim
İyiliği İyi birine sormak lazım
Makheme salonunda
Kamera yasak!
Lensleri Serbest!
İfade için ayağa kalktı son kader mahkumu:
Sigarayı çabuk iç havaya karışmasın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!