Kalabalıklar içinde yalnızlık çeken birkaç insan…
Dişleri sararmış ağızlarında ölüm kokusu.
Sahil kenarında oturuyor üç dingil,
Yavaşça salıyorlar zehir, istiyorlar panzehir.
Biri ergin,
Biri gergin,
Biri çirkin.
Oturmuşlar, Celal Şengör izinde geziniyorlar.
Dördüncüleri eksik, hâli meçhul…
Nerededir şimdi? Uykuda mı, inzivada mı?
Biri kundura ister timsah derisinden,
Bağcıkları yeşil olacakmış, göze çarpacak.
Takım elbise giyecek, derisi Hint kaplanı;
Şak şak yürüyecek, puro ağzında.
Ne arsız adam… Cebinde yel bile yok.
Hint derisi ister, timsah ister arsız.
Diğeri imtihandan çıkmış, gözleri alev alev.
Muallim terletmiş; akın akın küfür eder.
Arka taraftan, kulaklarından, burnundan
Çay içmeye iki dingilin yanına gelmiş.
Dertlenmiş, balıklara küfür etmiş.
Başına muz bantlamış, kendi sanat olacakmış.
Öteki ise canından bezmiş, hayatın içinden geçmiş.
Diğer dingile yetişememiş, gözleri durgun;
Sözleri vurgun, saçını sarıya çalmış.
Rus mu dersin, Alman mı dersin, Türk mü dersin belli değil…
Kendi bağımsızlığını ilan etmiş dingil,
İftiraları sineye çekememiş bir zavallı.
Kayıt Tarihi : 12.05.2026 13:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!