Yalnız sana layıktı.
Elimdeki taş
Cebimdeki bilye
Yazdığım şiir
daha nicesi sevmelerin
Yalnız sana
en doğru şeyler
yanlış hatırlanır.
inanç
dilin ucundaki o cılız ihtimalin yuvarlak köşesine çarpan yanılsamadır.
sevgi
kesin değil,
Yoktuk.
Hiç olmamıştık
Kırlangıçlara gülüyordu martılar.
Biz ise martılara.
Leylekler yoklar henüz piyasada
Bileklere bağlı marteniçkalara inat
Soğudu hava
Ellerimiz ayrı
Biz ayrıydık
Eğip bükmeden
Bilincimizi yontarak
İçli içli ah çektik
Pençe,düş,yıkım...
Facianın eşiğindeki öğlen saati,
Cebinden yeni öğlenler çıkardı.
Dişlileri etten,
Akrebi korkudan,
Yelkovanı kaygıdandı
Sanki buralarda bir yerlerde
Sanki ebediyen hep aynı yerde
Al
Al
Al bu taşı içimden
Çatlamadan,kırılmadan henüz
Beni bir rüzgar ayırdı ruhumdan
Bir gezegende kayboldu sonra benliğim.
Saçlarında Kasım Yağmuru
İstanbul soğuğu saçlarında
Bir vapur iskelesindeki bekleyiş
Henüz cezalandırılmamış taze bir direniş
Kırk yıllık yalnızlığı tırmalayan bir büyük serzeniş.
Oturmuş öylece bekliyor saçlarında.
Kapat kapıyı Orhan su sızıyor içerden
Bir mavi örtü ser şu masaya.
Şöyle böyle bir terzi çağır
Diksin örtünün hırpalanmış yüzünü
Doldursun yamalarla arkasını önünü
Pek de oralı olma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!