Kalem, kağıt ve oda elindeydi
Birden ruhuna bir şiir değdi
Kalem mızrak oldu, kağıt kalkan
Kelime savaşının içindeydi
Ruhunda budanan ormanların
Ağaçtan yapılma kafesindeydi
Günlerden bugün;
savaş çanlarına canhıraş cevap veren barış günü
Saçlarına, geceden biriken yıldızlarla örgünü
Ördüğüm günün sabahı
Yastık altına hançer saklanan bir melik gibi
Ne çok heybetli duvar olurlar, ne çok isteklere ket vururlar
Figanı gürültüyle bastırır, hüznü telaşla savururlar
Nidasız serzenişler asrıdır, sesini içinden duyurursun
Ufuk kovalarken kaf peşinde, kendini insanların içinde bulursun
Demin teline kalbinde vurduğun her nağme de sen
Seslerin ahengi seninle bütündü
Ellerinde zamanı taşıyan çocuklar vardı seninle
Mevsimler senin yüzünü örtündü
Akşamlar, mehtaba daldı seninle
Nazlı kaya parçalandı, gözlerine bakınca
Uykusunda konuşur oldu çiçekler
Geç kalmışsın duaya, elini indir
Senin kazandığın da zaten senindir
İçindeki korkuyu öfkeyle dindir
Eğlenmekten başka kaygın kalmasın
Şöhret tepesinde dev adam sensin
Ey şiir;
Ruhlarda dinmeyen bir uğultu yükselir
Sonra beklenmedik anda sen gelirsin
Kalplerin keşfine önce musibet gelir
Keşfe tanık olmaya sonra sen gelirsin
Gücümü sabah kırdı
Güneşli bir yalnızlıktan
Islak kalmış bir hevesle
Bir kez doğruldum diye
Kırdı gücümü bu sabah
Önce hırkasını çıkardı, misafir gibiydi sanki
Sonra misafir kıldı bizleri evimizde
Yabancı gibi değildi, çok bizdendi halleri
O yüzden çabuk yerleşti kalbimizde
Eskiden beridir ara ara uğrardı
Yakın dostları endişe ve korkulardı
Gece; eskimez bir yara
Sindi odamdaki duvara
Çekti beni köşeye
Benzetemedi bir şeye
Saldı uykunun avucuna
Başladı bir curcuna
Zaman; havadan kan koklayan hırçın kedi
Acıklı komedya, nükteli trajedi
Sisleri dinleyen buğu camlardan aksediyor
Varlığı hayati olan ölmekten bahsediyor
Siyah ve beyaz fareler kemirirken dalını
Şeridini, sergisini ihtirasla kaşırken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!