İnsanoğlunun yanına koymuşlar
Parayı
Görür görmez insandan korkmuş
Para
Bu insanoğlu
Var ya
Her öykünün bir şiiri vardır
şiirin öyküsü
incecik dallarından mevsimlik hüzünler sarkar
sen öykü ağacı mısın
ey hayat
sen gökyüzüne uzanan eski bir şarkı mısın
Ben
Her baharda
Papatya toplarım
Toprağa düşer
Çocuksu gülüşlerim
Ben
Zamanın ötesini berisini toplayıp
gittiği an yoktur
belki son diye bir şey yoktur
ufuk çizgisinden öte mekan ve içinde
pare pare han yoktur
belki de yok diye bir şey yoktur
Bu şehrin kapıları açılır açılmaz
çıkıp gideceğim
çok
uzaklara
geçmişi kilitleyeceğim
ve anahtarını derin bir kuyuya düşüreceğim
Dudaklarına dokundurdu serçe parmağını
ve gözbebekleri susuverdi anda
ritmi kaybolmuş bir kenti öptü kirpiklerini kırpmadan
severmiş gibi
kaldırım taşlarının üzerinden geçti adım adım utangaçlığından
ne gökyüzünün grisinden, ne karabulutların hüznünden çekinir hayat
Uzaklarda
Çoban ateşleri
Yanıyor
Yükseliyor dumanı kelimeler
Dağ başında
Kızıl bir gökyüzü
Haydi Melahat
Günü geldi uzaktan görmelerin
Vakit tamam
Podcast diyordun işte sana podcast
Kur bakalım chatbotu
Bakalım gelen var mı
Uzun yol şoförüyüm
Geçtiğim yollardan tanırsın beni
Çok uzaklardan geliyorum hayat
Parça parça
Mekansız
Kalabalıklardan uzakta




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!