Bu şehrin kapıları açılır açılmaz
çıkıp gideceğim
çok
uzaklara
geçmişi kilitleyeceğim
ve anahtarını derin bir kuyuya düşüreceğim
Dudaklarına dokundurdu serçe parmağını
ve gözbebekleri susuverdi anda
ritmi kaybolmuş bir kenti öptü kirpiklerini kırpmadan
severmiş gibi
kaldırım taşlarının üzerinden geçti adım adım utangaçlığından
ne gökyüzünün grisinden, ne karabulutların hüznünden çekinir hayat
Uzaklarda
Çoban ateşleri
Yanıyor
Yükseliyor dumanı kelimeler
Dağ başında
Kızıl bir gökyüzü
Haydi Melahat
Günü geldi uzaktan görmelerin
Vakit tamam
Podcast diyordun işte sana podcast
Kur bakalım chatbotu
Bakalım gelen var mı
Uzun yol şoförüyüm
Geçtiğim yollardan tanırsın beni
Çok uzaklardan geliyorum hayat
Parça parça
Mekansız
Kalabalıklardan uzakta
Zamanı tut ellerinde
tükenirse tükenirsin
sabahı
büyüt gözünde
güneşinde
sen erirsin
Dostum
çok uzakta değiliz düşlerimizden
çok uzak değiliz
birbirimizden
yeni şeyler öğrenmeliyiz
doğan günden
...
her ne kadar usandıysam da
buradayım hâlâ,
büyük ve kalabalık şehirlerin
karanlığına alıştım artık;
ışıltılı hayatını da gördüm bir aralıktan...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!