Ne güzel anlattı seni çocuklara
öylesine yücelmiştin gözünde
Afrodit koyuna akıyordun sevdanın esirliğinde
aşkın özgürlüğünde
öylesine inanmıştı, bir tek söz söyletmedi kimseye
bırakmıştı kendini dikensiz gül bahçesine
Hava kasvetli mi kasvetli
Yağmur ha yağdı ha yağacak
İçimde bir sıkıntı
Dışımda perişanlık
Nefes alsam yeri yok
Nefes versem gideri yok
Dün kokulu
mor çiçekler getirdim sana
dikensiz güller
renkleri sardım gökkuşağından isyana
rüzgarda
yelkensiz günlerim savruldu
Kırmışsın kilitli kapıyı tek vuruşta
yazılar yazmışsın
sevdaya dair
uçmuş mürekkebi kırık dökük mısralarının
sevmişsin sevilmişsin
çokça
Giderken
Beni yarına kadar özleyin demişti
Oysa özlenmek zaman dair bir şey değildi
İnsana dairdi özlemek
Karşında dururken bile özlenenler vardır hayatta
Baktıkça doyamadıklarımız
Bahsetmedim kimseye
Senden
Başka gelenler de oldu yanıma
Duvarın arkasına sakladım pabuçlarını
Çok uzağına damın
İnsanoğlunun yanına koymuşlar
Parayı
Görür görmez insandan korkmuş
Para
Bu insanoğlu
Var ya
Her öykünün bir şiiri vardır
şiirin öyküsü
incecik dallarından mevsimlik hüzünler sarkar
sen öykü ağacı mısın
ey hayat
sen gökyüzüne uzanan eski bir şarkı mısın
Ben
Her baharda
Papatya toplarım
Toprağa düşer
Çocuksu gülüşlerim
Ben
Zamanın ötesini berisini toplayıp
gittiği an yoktur
belki son diye bir şey yoktur
ufuk çizgisinden öte mekan ve içinde
pare pare han yoktur
belki de yok diye bir şey yoktur




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!