Düşündüm
içimde olmayanı yokluğunda
masaya dokundum konuştu benimle
kireç duvarlarla bakıştık
uzun uzun
sevdi sevişti keyfince mor iskemle
Karşı masadan
celp göndermiş sevgili
sol üst köşesinde yazıyor; sayın ağyaroğlu ağyar
garson gülümseyerek uzattı zarfı bıyık altından
o ben değilim ki; mübalağa ediyorsunuz canım, o kadar da değil
nereden çıkardınız
O gün kimse ölmedi
Acaba tatil günü müydü öteki tarafta
Kimse gömülmedi sabahtan akşama kadar
Ölü yıkayıcılar eve eli boş gitti, mezar kazıcılarda öyle
Sırayla imam, cenaze arabası şoförü, ağıt yakan kadınlar
Hepsi boştular
Bin gece ağırlığında
telden örgüler örülse yüreğimin çeperine
hasretliğin düşer
çok
uzaklardan
mülteci kampında bir akşamın üzerine
Diz bakalım dizeleri mürettip
ne kederler getirdim sana
gün akşamdan kalmayım yine
gönlüme diz harflerini mürettip
sarhoşum sarhoşum eyvah...
Ol cenneti sorarsın nerede diye
yanındaki cennettir dönüp baksana
korkarsın cehennemde yanarım diye
önündeki ateştir bir dokunsana...
Alâ mıdır, valâ mıdır bilemem
Durma yolcu
her gittiğin yerde bir bekleyen mi var
her yolun sonunda
alnı açık yeni başlangıçlar, ufuk çizgisinin ötesinde
bilesin ki
gidenin çoğu kahrından, bekleyenin ki tembelliğinden
Mütevazı olmak
Ne güzel bir şey
Ne güzeldir hırslı olmayan insan
Diğerinden daha da insandır
Belki de kaybetmemiştir hiç bir zaman
Küçük beklentilerinin gölgesinde yaşar olduğu kadar
Sancısız
bir sabaha uyanabilir misin
eksik olanı
görmezden gelebilir misin
sen de
akşamı şarap şişesinde tüketebilir misin
Bir eksik kavuşmadır hayat
zamansız
olanca ağırlığıyla kedere yoldaş
bir fırtına kopar
erkenden
senden ve benden, içimizden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!