Süregelen geçmişin onulmaz yarasısın sen
sonsuz ve karmaşık bir rüyada
arsız
sevdanın acemisi
aydınlığa geç doğan tembel gecenin zifir bekçisi
isteksizce ve zoraki kanat çırpan göçmen kuş
Sen giderken,çıplak ve koşar adımlarla
ve gün ortasındaymış gibi telaşlı, abluka dağılmamıştı hala sokaklarda
soğuk duvarları ıslatıyordu annelerin gözyaşı
yarıya indirilmişti ışıltılı duygular kıyasıya, yurttan sesler korosu gibiydi ağıtlar
konuşsan duyulur mu acep
uzak bir memleket meselesi gibi beyazlamış saçlarındaki matem
Ne gezgin bir ruhum var, ne güne dair güzel sözüm
Amâ gözlerim kapandı kapanacak
Hayli zamandır dokunmadı ellerim çiçeğe böceğe
Uçsuz bucaksız bir denize baksam göz ucuyla
kurumuş akarsuyun küseceğinden korkarım
Güne geç doğan güneşe sevdalansam ay beni kollar zifirde...
Mah-i Devran
Masa başı sohbetlerden uzaklaştı elleri, nasırlıydı
kim bilir, ne kadehler kırıldı başka yerlerde, bambaşka gönüllerde
kurşun kalemin ucundaki sevdayı sakladı ömrünce
kırmızı ka-l-plı çizgisiz defterin sararmış sayfasına
Gözleri mahmur da severim seni
bana yola çıkmanın zamanını söyle
doğmak ister misin
güneşten önce
uykusuz
ben senin her halini severim aslında
Uzaklarda mısın hala
yüreğinde
gece ile gündüzü kavuşturamadın mı
gökyüzünü de götürmüşsün
giderken
gül renginden soldu
Görmedik Leyla'yı
Mecnun çoktan uzaklaştı bizden
Masalsı sevdalar geçiyordu önümüzden
Şimdi gözlerimizde bir karartı
Belli belirsiz
Kelebekler uçuşuyor etrafımızda
Maşuk
Kışı donduruyorum
öteliyorum
ayları ve soğuk mevsimleri
en güzel günleri saklıyorum sana
Kırık
Ayaklarım
Paramparça
Dizlerim
Yerimden kalkarım
Bir sızı yükselir
Sevgili
Bilinmeyen sonsuz aşkın esiri
Gizli aşık seni
Göz kırpmadan gönül çalan
Bir gönül verip
Bin gönül alan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!