Senin için
mutluluk gözyaşlarımı biriktirebilseydim
önce denizler küserdi bana
yanaklarımdan koynuma akıtabilseydim seni
cümle nehirler kururdu
sen benim
Bana şehir verin
bir de şiir, yürüyeyim yapayalnız yollarında
dönemeçleri kafiyesiz olsun
ayrılıklari düpedüz
açlıktan öleyim sabaha karşı
güneş yetişsin imdadıma
Bir nevi şeytanlığın iyi halindeyim
Kimse düşünmeden önce aklıma geliyor çoğu şey
İçimde kötülük olsa
Şeytandan üç gün önce doğdum
Diyeceğim de
Benimkisi
Her mevsim bir başka
Her ay bir başka
Her gün bir başka
Seni sevmek bambaşka
Seni gördüğüm her mevsim koşarım aşkla
Dönülmez yollara düştüm
Bu derde düşmeden önce
Uzaklardayım artık
Sesin kulağımda
Sevdan yüreğimde
Geç kaldın belki de
Doğru söylüyorsun
Haklısın
Söylediklerinde
Kiminin eli cebinde
Aklı cüzdanında
Kimi yürür
Şehrin ortasında
bir hey-kel, yağmur yağmış dolu vurmuş
üzerinde atlas libas, dökülmüş saçı sakalı
gün yakmış bedenini, kavrulmuş ha kavrulmuş
tanrısı heykel-tıraş, berber çırağı
üzerinde bir hüzün, gözlerine yaş dolmuş
Ben böyleyim
Irak olurum gözlerden
Kaybolurum
Günden geceye
Vakitli
Vakitsiz
Hiciv
Kırılma günlerindeyiz
ellerimi bıraktığında sız-ı-lar yüreğimde ikinci
zifir gözlü hasretimsin; can benim
yağmursuz kaldığında bulutlar
Baş köşede oturur yavşağın hası
altındandır,gümüştendir önündeki tası
üç kuruşluk değerini ancak çıkarır beşe
inanırsan sen de otur
ol zalimin kuklası
o sofra ki ey ahali, puşt içindir zulası




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!