Hüseyince
Yollar uzun
dağlar hüzün
kır çiçekleri sarmış ovayı
yürüyelim birlikte...
Bir başına yürüyenler de ulaşır
inadına
varmak istediği yere
hüznün kaleleri yıkılır birer birer
kalabalıkların arasında
saklı değildir
Ne güzel mutlu ettiysem seni
Hüznü terk etmenin suçluluğu üzerimde hala
Çok eskiden tanışırız
Hüzünle
Seni tanımadan önce
Zihnimde kaybolmuş hayat hikayen
anımsamıyorum
şimdi kış mevsimi gibi dolu gözlerin
sonbaharı ellerinden tutup getirmişsin
hazan mevsiminde kırık kanadın kolun...
söylesene
Elim kağıda kaleme gitmez bu gece
Ben bakarım gözlerine
Sen bakarsın gözlerime
İçimizde bir kıpırtı yüzümüzde bir neşe
Uzak duruyoruz derde,kedere
Yanı başımızda kederli bir şarap şişesi
Elim gitmez bu gece
Ne kağıda ne kaleme
Arkadaş olmak istemem derde,kedere
Yanı başımda kederli bir şişe şarap
İçimde yalancı bir neşe
Korkarım el uzatmaya
Yakınımızda değil
Mutluluk
Uzaklardayken çıkıyor ortaya
Hasretlik
Hüzünlü bir sevda türküsüyüm ben
Çok uzaklardan
Aklımdan geçerken
Uğradığım
Gönlüne
Dokunduğum
İki büklüm yüreğim
Bir yaralı ceylanım
Rengi senden
Sevdası benden hayatın
Bir gün ak
Başka bir gün kara
Fark etmiyor gönül
İçinde sen olduktan sonra
gökyüzünü gösterdin bana
ikinci baharda
yüzünde gök mavisi
kardeşliğin rengi
kızıl bir güneş doğuyor şimdi
her sabah yeniden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!