Gökyüzünde aşka dair sözcükler uçuşuyordu
kan kırmızısı
bir gül yaprağı avucumda
gizli saklı
güne söz verdiğim sabahları hatırlıyorum şimdi
delikanlı yeminler ettiğimiz vakitlerde
Güneş Sarısı
Gidiyorum, senden önce açacağım
ol şehrin kilidini
ayçiçeği sürgülü
kale kapısını sonuna kadar
İnsanları düşünüyorum Feride
duru suya yazıyorlar hikâyelerini
buğday tanesine
başaklara
kuru ekmeğe, zeytin çekirdeğine
Sebebi ben olmayayım gitmelerinin
Sessizce gidersin bir gün buradan
Hiç kimse fark etmeden ayrılırsın limandan
Uçsuz bucaksız yolculuklara yelken açarsın
Ne mekan kalır
Ne de zaman
Sebebi ben olmayayım gitmelerinin
Sessizce gidersen bir gün buradan
Gün gelir
Ayrılırsın limandan
Hiç kimse fark etmeden
Biliyorum
Uzun bir zaman oldu görüşmeyeli
Yüzünü görmeyeli
Kim bilir ne kırgınlıklar sardı bedeni
Yokluğumda
Sen iste yeter ki
Yıllara meydan okuyan mısralar bekliyor seni
Ne hüzünlü günler biriktirdim sana
Ne yalancı baharlar
Uzak durdum yokluğunda sahte mutluluklardan
Beklettim insana dair ne varsa yüreğimde
Sabah
Erken düşer yollara
Önceden
Gözlerimiz açılmadan
Yüreğimizde ince bir sızı
Gün yüzü görmeden
Çoğu zaman
Erkenden başlarım hayata
Daha erken davrananlar da var elbet
Göz kapaklarım açılmadan yüreğime düşen
İnceden vuran sızım
Arada çekip giden
İçinizde karanlığı seven var mı?
Aydınlıkta yaşamak lazım
Günün ezgisinde
Sevmek
Hava kararmadan
Kızıl bir güneşin altında sevilmek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!