Rüyalarımda düşlerim kalktığımdaki sabahı.
Merak ederim havayı, suyu, insanları.
Bulutlar varsa gökyüzünde,
fakirliğin kokusu geliyorsa
camı açınca yamuk burnuma…
Bir de günlerden Salıysa eğer,
o gün cenaze gibi geçer.
Ama güneş varsa tepede,
ısıtırsa uzaktan uzaktan beni,
gözlerimden öpmeye çalışırsa…
Bir de günlerden yalnızlık zannederken,
göğsü tüylerle dolu meraklı bir yaratık
sokulduysa koynuma,
zannetmeyin iyi geçer.
O zaman da cenaze gibi geçer.
Çünkü ben korkarım
güneşin hakkını verememekten.
Ağlarım, koynuma girenin
bir daha giremeyecek olma ihtimalinden.
Yaşayamamaktan korktuğumdan yaşayamam.
Kısacası, benim günlerim cenaze gibi geçer.
Bazen ben de derim
eski aşklarım gibi kendime:
“Ne zaman tahliye olacaksın
bu obsesyon hapishanesinden?”
Bilmiyorum cevabını.
Herkes ve her şey ölünce kurtulurum belki.
İçten içe kızarım kendime
ölümlerden, ölüm ihtimalinden daha az korktuğum için.
Ancak şimdi buldum çözümü:
Ben bir suyun içindeyim.
Su akar.
Ben de yüzme bilmememe rağmen
iskeleden atladığım zamanki gibi
ciğerlerime su kaça kaça…
Yani, yarım yamalak nefes alarak
ve yarı yarıya boğularak
suyun kenarındaki güzelleri izlerim.
Hepsi gidici, hepsi geçici.
Bir ben varım.
Ben varım bir.
Ben var mıyım ki?
Kayıt Tarihi : 21.05.2026 18:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
7.05.2025




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!