Bir ömür omuzladım gecenin en ağır yükünü,
Gündüz dedikleri şey, yüzüme hiç uğramadı.
Acı, kapımı benden önce öğrendi;
Mutluluk ise adresimi sormadan çekip gitti.
Yalnızlık...
En sadık misafirim oldu yıllarca.
Konuşacak kimsem kalmayınca,
Duvarlar ezberledi sessiz çığlıklarımı.
Acımasız insanlar geçti ömrümden;
Bir tebessümü bile çok gördüler bana.
Yüreğime attıkları her taş,
Bir şiire dönüştü gecenin koynunda.
Uykusuzluk, gözlerime mühür vurdu.
Sabahlar doğdu, ben doğamadım.
Saatler ilerledi;
Ben aynı karanlıkta, aynı hüzünde kaldım.
Dert dedikleri, omzuma çöken bir dağdı.
Sıkıntı, her nefesimde biraz daha büyüdü.
Üzüntü ise içimde kök salmış kuru bir ağaç;
Ne yaprak verdi, ne de gölge...
Kimse bilmedi içimde kopan fırtınaları.
Herkes sustu, ben sustukça.
Bir ömür tüketen şey zaman değildi;
İnsanın insana ettiği acımasızlıktı.
Şimdi geriye dönüp bakıyorum...
Saçlarıma düşen aklar değil yaşlandıran beni;
Kırılan hayaller, yarım kalan dualar,
Ve her gece yeniden kanayan kalbimdi.
Eğer bir gün bu dünya beni hatırlarsa,
Adımı değil, sabrımı ansın.
Çünkü ben gülmeyi unutan bir şairdim;
Şiirlerime sığdırdım koca bir ömrü,
Ve sessizce yaşayıp sessizce tükendim...
Kayıt Tarihi : 13.07.2026 00:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!