Bir Kadin nasıl mı sever?
İyi dinleyin beyler…
Bir kadın severse,
yarım sevmez.
Kalbini yuva yapar sevdiğine;
duvarlarına sabır örer,
pencerelerine umut asar.
Siz üşümeyin diye
kendi içini ateşe verir.
Dağ olur arkanızda,
fırtınanızda liman.
Sizin yaranızı sararken
kendi kanını sessizce saklar.
O kalbe iyi bakın.
Çünkü size yalnız sevgisini değil,
en savunmasız hâlini de
emanet etmiştir.
Sonra aynanız olur o kadın.
Sizi size gösterir;
sevginizi de,
ihmalinizi de…
Ama verdiği sevginin karşısında
kendisini göremezse,
o aynaya ilk çatlak düşer.
Ve sanmayın ki
bir kadın birdenbire değişir.
Bir kadın yavaşça eksilir.
Önce gözlerinden anlarsınız.
Bir zamanlar sizi görünce gülen gözler
önce dolar,
sonra yorulur,
sonra boş bakar.
Ağlamayı bıraktığında
acısı geçmiş sanmayın.
Bazen gözyaşı kurumaz;
onu akıtacak umut kalmaz.
Sonra kelimeleri azalır.
Soruları kısalır.
Merakı diner.
Sitemi susar.
Siz bunu huzur sanırsınız.
Oysa bir kadının sessizliği bazen
huzurun değil,
içinde sizden vazgeçmeye başlayan
bir kalbin sesidir.
Çünkü aşk toprak gibidir.
Sevgi ekmek yetmez;
emekle sulamak gerekir.
Bir kadın oraya
bir ömürlük bahar eker.
Siz onu ihmal ederseniz,
bir gün dönüp baktığınızda
çiçeklerin neden solduğunu sorarsınız.
Oysa hiçbir çiçek
bir gecede kurumaz.
her susuz kaldığı gün
biraz ölür.
Bir kadın da böyledir.
Her duyulmadığında biraz,
her görülmediğinde biraz,
yanınızdayken yalnız kaldığı
her gece biraz uzaklaşır.
Sonra bir gün
karşınızda aynı kadın durur;
ama size bakan
aynı kadın değildir.
Gözleri vardır,
ışığı yoktur.
Sesi vardır,
sıcaklığı yoktur.
Kalbi atıyordur…
ama artık sizin adınıza değil.
İşte gerçek gidiş budur beyler.
Valiz değil.
Kapı değil.
Mesafe hiç değil.
Asıl gidiş,
bir zamanlar adınızı duyunca
göğsüne sığmayan kadının,
şimdi aynı adı duyduğunda
içinde hiçbir şey hissetmemesidir.
Çünkü öfke bile
hâlâ bir bağdır.
Asıl son,
ne öfkenin,
ne sitemin,
ne de gözyaşının kalmasıdır.
Sadece kayıtsızlık.
Ve işte o zaman anlarsınız:
Bir kadını
onu kaybettiğiniz gün kaybetmediniz.
O sizi severken
sevgisini yalnız bıraktığınız günlerde
kaybettiniz.
Çünkü bir kadın giderken
önce kapıdan çıkmaz.
önce sizden umudunu çeker.
Sonra ellerini.
En son kendisini.
Ve siz onun gidişini
arkasını dönüp yürüdüğü an sanırsınız.
Oysa o yürüyüş
yalnızca son noktadır.
Bir kadın böyle sever, beyler…
Size kendinden bir dünya verir.
Ama o dünyada
onu yalnız bırakırsanız,
bir gün geri döndüğünüzde
her şey yerli yerinde görünür…
Bir tek sizin yeriniz yoktur, beyler..
Kayıt Tarihi : 5.09.2026 07:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!