Mühürledim kalbimin surlarında yükselen o son kapıyı
Gözlerinin kıyısından çekildi vuslatın sarhoş nehirleri
Külleri savruldu içimdeki o eski ve amansız yangınların
Bir daha fırtına kopmaz arzunun kuytu ve karanlık avlularında
Gölgeni sildim zamanın buğulu ve çatlak aynalarından
Buz tutmuş ırmakların bağrına bıraktım sıcak hülyaları
Toprağın altında saklanan dilsiz bir adak gibidir ruhum
Kapanan kapıların ardında kurudu umudun son sarmaşığı
Arzunun prangalarını kırdım, gömdüm zifiri mahzenlere
Artık hüznün mağrur ve erişilmez kalesinde tek başınayım
Işığın kapısından döndü sürgün adımlarım sonsuza dek
Suskunluğun tunç surlarını kilitledim kendi ellerimle
Bir daha tutuşmaz ömrün o çorak ve sessiz vadileri
Irmak kendi yatağında çekildi, rüzgar kesti sesini usulca
Kaderin dumanlı levhasında silindi sevdanın mukaddes izi
Avuçlarıma çöken bu ağır ve ebedi sükutu giyindim
Siyah bir yelkenli gibi uzaklaştı göğsümden vuslat
Kırılan sırların ardından dökülen son damla da bitti
Bir adak gibi sundum gecenin koynuna unutuşun meşalesini
Kendi içimdeki aydınlık kalede söndürdüm aşkın korunu
Bütün yollar kapandı artık o efsunlu rüyalar alemine
Savrulan sarı yaprakların ardından bakmam bir daha geriye
Çelikten bir zırh gibi sarmaladı benliğimi bu soğuk yemin
Güneş doğsa da ufukta kavrulmaz içimdeki bu kadim hüzün
Bir daha sevmek yok, mühürlendi zamanın dumanlı sayfaları
Kayıt Tarihi : 26.08.2026 16:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!