Sokrates demiş ya:
“Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir.”
Ben bunu bir de
işçinin nasırlı avucuna sordum,
emeklinin ay sonuna bıraktığı ekmeğe,
memurun maaş kuyruğunda bekleyen sabrına,
işsizin cebindeki sessizliğe,
gencin bavuluna doldurduğu memleket hasretine…
Dediler ki:
Aşk da böyleymiş usta,
çözdükçe bilmece,
sevdikçe daha büyük bir bilmezlik.
Hayat insana
aşkı boşuna vermedi.
Belki aşk,
insana bırakılmış
en güzel bilmecedir.
Bir avuç toprak,
bir parça ekmek,
bir de aşk.
Toprağı böldük,
ekmeği bölüştük,
aşkı ise
siyaset meydanında unuttuk.
Sonra bir gün
iktidar dedi ki:
“Sabredin!”
İşçi sabretti.
“Çalışın!”
İşçi çalıştı.
“Büyüyoruz!”
İşçi baktı;
büyüyen yalnızca
faturalar oldu.
Maliye Bakanı
hesap makinesine aşkı da yazdı:
“Enflasyon yüzde şu,
vergi şu kadar,
emeklinin payı
biraz daha sonra…”
Biraz daha sonra…
O “sonra” var ya,
işte insanlığın
en eski yalanıdır.
Emekli,
gençliğini devlete verdi,
devlet ona
yaşlılığında bir sıra verdi.
Memur,
hayatını takvime böldü;
maaş günü geldiğinde
maaş çoktan
ayın ortasında öldü.
İşsiz genç,
CV'sini tanrılara gönderdi:
“Bana bir iş verin!”
Tanrılar sustu.
Çünkü Olympus'ta bile
torpil varmış meğer.
Nikâne kuruldu
işsizliğin kıyısında,
aşk ile ekmek arasında.
Nikâh memuru sordu:
“İyi günde, kötü günde
birbirinizden ayrılmayacak mısınız?”
İşçi dedi:
“Ben zaten
kötü günde doğdum.”
İktidar güldü.
Muhalefet not aldı.
Siyasetçi kürsüye çıktı:
“Milletimizin yanındayız!”
Millet baktı:
“Yanımdaysan
neden cebim boş?”
Siyasetçi sustu.
Çünkü bazı soruların
cevabı yoktur;
bazı cevapların da
sandığı vardır.
Taşlama dediğin
işte burada başlar:
Davul çalar meydanda,
zurna çalar ekranda,
nutuklar göğe yükselir
ama işçinin sofrasında
bir tabak eksilir.
Birileri
“sabır” diye şiir okur,
birileri
“şükür” diye türkü söyler,
birileri
“istikrar” diye nutuk atar.
Oysa açlığın
istikrarı olmaz kardeşim!
İnsan
her gün aynı ekmeğe
aynı parayı veremiyorsa
orada ekonomi değil,
matematiksel bir zulüm vardır.
Ve aşk…
Aşk bütün bunların arasında
en büyük bilmecedir.
Çünkü ben
işçinin alnındaki teri gördükçe
aşkı yeniden öğreniyorum.
Emeklinin
pazar dönüşü torbasına baktıkça
aşkın ne olduğunu
biraz daha az biliyorum.
Gençlerin
ülkeden gitmek için
bilet aradığını gördükçe
memleket sevgisinin
ne kadar derin bir yara olduğunu
anlıyorum.
İktidar değişiyor,
siyasetçiler değişiyor,
bakanlar değişiyor,
vergiler değişiyor,
zamların adı değişiyor;
ama insanın
ekmeğe uzanan eli
değişmiyor.
Belki aşk budur:
Bir işçinin
“yarın daha iyi olacak”
diye işe gitmesi.
Bir annenin
çocuğuna son lokmayı
sessizce uzatması.
Bir gencin
bütün umutsuzluğuna rağmen
sandığa gidip
“belki” demesi.
Bir emeklinin
maaşından önce
torununu düşünmesi.
Ve bir memurun
ay sonunu beklerken
yine de komşusuna
“çayın benden” demesi.
Tanrılar bize
aşkı boşuna vermedi.
Belki aşk,
insana bırakılmış
en güzel bilmecedir.
Her çözdüğünü sandığında
bir kapı daha açılır.
Bir kapının ardında
emek vardır.
Birinde ekmek.
Birinde adalet.
Birinde özgürlük.
Birinde memleket.
Ve en sonunda
insan çıkar karşına.
Sorarsın:
“Sen nesin?”
İnsan cevap verir:
“Ben,
kendini ararken
başkalarının hayatını da
omuzlayan bir bilmezliğim.”
İşte o zaman anlarsın:
Aşk,
tecrübeyle çoğalan bir bilgelik değildir.
Aşk,
işçinin terinde
yeniden öğrenilen emek,
işsizin cebinde
kaybolmayan umut,
emeklinin sofrasında
paylaşılan ekmek,
gencin gözünde
sönmeyen gelecek,
memurun alnında
biriken sabırdır.
Ve siyasetçinin
her seçim öncesi
yeniden keşfettiği
ama seçimden sonra
unuttuğu halktır.
Ben hâlâ
aşkın ne olduğunu bilmiyorum.
Sokrates haklıymış.
Bildiğim tek şey:
Hiçbir şey bilmediğimdir.
Ama şunu biliyorum:
Bir gün
işçi emeğinin karşılığını,
emekli hakkını,
genç geleceğini,
işsiz işini,
memur huzurunu
bulduğu zaman;
belki o gün
tanrılar gökten bakıp
gülümseyecek.
Ve diyecekler:
“İşte şimdi
insan aşkın bilmecesini
çözmeye başladı.”
Ama ben yine inanmayacağım.
Çünkü aşk dediğin
son cevabı olmayan
tek bilmecedir.
Ve insan,
onu çözdüğü gün değil;
çözmekten vazgeçmediği gün
insan olur.
Kayıt Tarihi : 16.08.2026 15:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!