İstanbul'a esir edilmiş dipdiri bir sıhhat
Koca Boğaz'dan yükselen bir mehtap çağrılmış
Evvela bir deniz havası, bir gül, bitmeyen bir illet
Lalezar ile dolu bir yer sana ayrılmış
Eminim ki sevmek üzerineydi bendeki bu hilkat
Meleklerce ruhum bedenimden aşk için sıyrılmış
Yüreğimde kopar bir vaveyla
Çığlıklarımın tek sebebidir Leyla
Sevgim hiç yokken olur peyda
Benim bu kentte en büyük şeyda
Kuytudur ömrün bu son akşam günü
Durmadan koş kaybedersin bak dünü
Gencîne-i ma'nîyim her nev-kelâm bendedir
Lafz-ı Türkîyim dilim şâirâneye bendedir
Tam acısı dindi unuttuk derken dünü
Hicran kuşları gelecek binecek tepemize
Ve biz yine bitirerek bir günü
Bir yaşam daha koyacağız yalnızlık küfemize
Verdiğim yaşamda bir savaş
Her an birer mermi
Deler geçer bedeni yavaş yavaş
Hayat hiç acı çekmeden biter mi?
Tek yaptığım yâri aramak
Yıllardır yüreğim tekliyor
Düzlüğe çıkmama kaldı ramak
Yeni bir yol uzakta beni bekliyor
Memleketin baharıyla aklın başından uçunca
Yeni bir hikâye başlar şu kısacık ömründe
İçinde küçük bir çocuk ansızın koşunca
Anlarsın ne beklediğini senin önünde
Resmine her baktığımda sanki ruhum çekilir.
Her güldüğünde boğazıma bir şeyler takılır.
Düşlerimdedir yalnızca artık o eşsiz yüzün.
Bak yine hüsran yine ayrılık ve yine hüzün.
Yaralarımı kapatmaya ömrün bile yetmez.
Kuytu bir karanlığın ortasındayım
Yitirilen bir dünyanın yasındayım
Yastan başka yok ihtimal
Çünkü yüreğimde var ihtilal




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!