Ben Gidiyorum Şiiri - Alparslan Eskici

Alparslan Eskici
20

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Ben Gidiyorum

Ben gidiyorum artık…
Aşka, vuslata, hasrete, yarene küsüp ben gidiyorum.
Toprağa, kuşa, yakamoza küsüp ben gidiyorum.
Bir ömrün en sessiz yerinden,
kimsenin duymadığı kırık bir iç çekiş gibi
yavaşça silinip gidiyorum…
Ardımda yarım kalmış cümleler bırakıyorum,
biraz gözyaşı, biraz gece,
biraz da adını anınca titreyen bir kalp…
Kimse bilmeyecek içimde kaç kıyamet koptuğunu.
Kimse anlamayacak,
bir insanın kendi içine gömülerek nasıl öldüğünü…
Ben gidiyorum artık…
Gecelere küskünüm.
Sabahlar zaten hiç benim olmadı.
Bir pencerenin önünde bekleyen umutları
üşümeye bırakıp gidiyorum.
Çünkü bazı insanlar sevilmez,
sadece eksik bırakılır…
Bir martının kanadında unuttum çocukluğumu.
Deniz bile sustu yüzüme karşı.
Yakamoz dediğin şey de yalandı meğer;
karanlıkta parlayan her şey
umut değilmiş…
Bunu geç öğrendim.
Ben gidiyorum artık…
Babamın sustuğu yerlere,
annemin dualarına,
eskimiş fotoğrafların sararan köşelerine doğru…
Bir şarkının en kederli yerinde
kalbimi bırakıp gidiyorum.
Ne dönmek istiyorum artık
ne de beklenmek…
Bir zamanlar “kal” diyen herkes
ilk fırtınada gitti.
Ben ise en çok
gitmeyen acılardan yoruldum.
İnsan bazen ölmezmiş,
sadece içindeki herkesi tek tek toprağa verirmiş…
Ben gidiyorum artık…
Kırılmış bir saatin durmuş akrebi gibi,
zamana küsmüş halde…
Ellerimde tutamadığım hayaller,
gözlerimde uyumayan geceler var.
Ve içimde;
adı konmamış,
dinmeyen,
kanayan bir hasret…
Eğer bir gün yolun düşerse
benim sustuğum yerlere,
bir rüzgâr dokunursa yüzüne ansızın,
bil ki ben geçtim oradan…
Biraz hüzün bırakarak,
biraz şiir,
biraz da seni…
Ve ben şimdi…
kimsesiz sokakların lambalarına emanetim.
Her biri gözlerim gibi yorgun,
her biri biraz daha sarı, biraz daha yalnız…
Yağmur bile dokunmuyor artık omuzlarıma,
çünkü gökyüzü de biliyor
taşıdığım acının ıslanmayacağını…
Ben gidiyorum artık…
Adımı anan son sesi de
kalbimin içinden söküp alarak gidiyorum.
Bir çiçeğin dalından koparken çıkardığı sessizlikle…
Bir annenin evladına bakıp da
içinden ağladığı o tarifsiz boşlukla…
gidiyorum…
Kim bilir belki bir gün
bir tren garında rastlarsın yokluğuma.
Bir bankın üstünde unutulmuş gibi duran
eski bir hırkada bulursun beni.
Belki bir sigara dumanında,
belki yarım kalan bir türkünün içinde…
Ama en çok da
gece herkes uyurken
ansızın çöken o tarifsiz sıkıntıda yaşayacağım.
Çünkü bazı gidişler
bedenden değil, ruhtan olur…
Ve insan en çok
içinde kalanlara veda ederken tükenir.
Ben gidiyorum artık…
Kaderin kırık aynasında
kendime bakmaktan yoruldum.
Her parçam başka bir acıya benziyor.
Her hatıra biraz daha kanıyor içimde.
Sana söyleyemediğim ne varsa
gecelerin boynuna astım.
Artık hangi yıldız düşerse gökten
bil ki bir duam eksiliyor…
Toprağa küsüp gidiyorum ben…
Çünkü en sevdiklerimi aldı benden.
Göğe küsüp gidiyorum…
Çünkü hiçbir dileğim geri inmedi yeryüzüne.
İnsanlara küsüp gidiyorum…
Çünkü herkes biraz yarım sevdi beni.
Şimdi sessizce çekiliyorum hayatın kıyısından.
Bir dalganın sahilden geri çekilişi gibi…
Ne büyük bir iz bırakıyorum
ne de büyük bir vedâ…
Sadece içimde
kimsenin duyamadığı bir çöküş taşıyorum.
Ve son kez söylüyorum;
ben gidiyorum artık…
Aşka, vuslata, hasrete, yarene küsüp…
Kendime bile yetişememişken
ömrün en karanlık yerinden
usulca gidiyorum…

Alparslan Eskici
Kayıt Tarihi : 9.08.2026 02:59:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!