(Adam):
"Ben gidiyorum" dediğin o an, dünya başıma yıkıldı
Gönül köşküm darmadağın, her bir taşına bakakaldım.
Gözlerimden süzülen yaş, sanki ömrümü yakaladı
Ben bu hicranın narında, tek başıma yana kaldım.
Q
(Kadın):
"Daha ben sensiz yapamam" diyerek arkama bakmadan
Gidiyorum bu şehirden, tek bir mum bile yakmadan.
Bu sevdanın üzerinden, bir kış geçip kar yağmadan
Hasretin en ağırını, sol yanıma çaka kaldım.
Q
(Adam):
Gidişin sessiz bir tufan, koptu gönül bağlarımda
Umutlarım buz tutuyor, zemheri çağlarımda.
Bir feryat ki yankılanır, şu garip dağlarımda
Gidişinin izlerini, yüreğime dike kaldım.
Q
(Kadın):
"Hiç yan yana gelmedik farz et", hiç yaşanmamış gibi
Tüm hatırayı bir anda, toprağa gömmüş gibi.
Ben bu limandan sessizce, bir gemi sürmüş gibi
Ardımda kalan enkaza, bin ah çekip çöke kaldım.
Q
(Adam):
"Seviştik ama" dediğimde, sustu dillerim bir anlık
Etrafımı sarıverdi, zifiri simsiyah bir karanlık.
Gönül hanem viran oldu, her tarafı bir viranlık
Sitem dolu sözlerimi, kendi kanımla yuta kaldım.
Q
(Kadın):
Sustuğun her bir kelime, zehir oldu aşıma
Neler geldi görsen eğer, bu sevdalı başıma.
Gözyaşımı katık ettim, her gün kanlı yaşıma
Kaderin bu oyununda, ben de mahzun kala kaldım.
Q
(Adam):
Sen giderken ardından, ben boynumu büktüm
Giderken umutlarımı, kökünden yerinden söktün.
Koca bir aşkın üstüne, sen veda suyunu döktün
Seni kendi deryanda, bir başıma boğula kaldım.
Q
(Kadın):
"Ben buyum, beni böyle kabul et" diyerek yol aldım
Seni kendi derdinle, bir başına bıraktım.
Sanma ki bu gidişle, muradıma ulaştım
Ayrılık rüzgârıyla, savrulup da toza kaldım.
Q
(Adam):
Canın sağ olsun deyip de, eyvallah çekmek çok zormuş
Meğer senin o bakışın, sönmeyen bir kızgın kormuş.
Dünya denen bu devranın, kuralı meğer bu yormuş
Hasretin yollarında ben, bir başıma kala kaldım.
Q
(Kadın):
"Sevemeden, ben gibi sevemedin" dendi mi kalbim duruyor
Bu haksız sitemlerin inan, ruhumu yerden yere vuruyor.
Neden bu sevda çiçeği, daha açmadan kuruyor?
Gözündeki o meçhule, bir ömür feda edekaldım.
Q
(Adam):
En çok ben seviyorum seni, en derinden yürekten
Hangi terazi ölçer ki, bu aşkı böyle hepten?
Vazgeçmek bu kadar kolay, olur mu ki sudan sebepten?
Kadere boyun eğip de, müebbet yemiş kalakaldım.
Q
(Kadın):
Ölçer mi sandın teraziler, içimdeki bu sancıyı?
Kimseler bilemez bende, dikiş tutmaz bu acıyı.
Gidişim sudan değil de, susturmak için sancıyı
Kendi ipimi kendim çekip, o sehpada kala kaldım.
Q
(Adam):
Hissetmedin mi bir an olsun, kalbimin o vuruşunu?
Görmedin mi gözlerimin, o çaresiz duruşunu?
Sen çizmiştin oysa gülüm, bu sevdanın kuruluşunu
Bir harabe misali ben, bu enkazda öle kaldım.
Q
(Kadın):
Hissettim her bir darbeyi, kalbimde koptu kıyamet
Duruşun bir ok gibiydi, ruhuma etti ihanet.
Çizdiğim o düşler şimdi, yalnızca bana emanet
Yıkılan bu kentin altında, nefessiz mahkûm kaldım.
Q
(Adam):
Seni benden alan o yol, benim sonumdur biliyorum
Her adımda bir parçamı, bu şehirden siliyorum.
Tanrı'dan senin için ben, tek mutluluk diliyorum
Kendi karanlık dünyamda, zifiriye döküle kaldım.
Q
(Kadın):
Gittiğim yollar sanma ki, bana güller serecek
Hangi şehir bu yaralı, kadına huzur verecek?
Sildiğin her bir parçan, rüyamda hesap soracak
Ben kendi karanlığıma, diri diri gömüle kaldım.
Q
(Adam):
Dönüp de bakmadın geri, bir veda bile etmedin
Yüreğimin feryadını, neden bir kez işitmedin?
Sen aslında benden değil, bizden bile gitmedin
Kendi kurduğun dünyada, bir sürgün gibi kalakaldım.
Q
(Kadın):
Baksaydım geri eğer, bir adım atamazdım
Feryadını duysaydım, sensiz nefes alamazdım.
"Biz" bittiği gün ben de, o dünyada kalamazdım
Kendi öz yurdumda sanki, bir yabancı yite kaldım.
Q
(Garip Murat):
Garip Murat der ki artık, söz bitti ömür tükendi
Aşkın o ağır yükünü, ancak çekenler bilirdi.
Eğer bu yol vuslat ise, sonu elbet bir gelirdi
Ayrılığın pençesinde, cansız bir ten kala kaldım.
Erkek. Kadın
Murat Ülkü, Nurgül Ankara kalemi
Kayıt Tarihi : 28.04.2026 03:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!