Ben çok yoruldum anne…
Sanki omuzlarıma dünyanın bütün kapıları kapanmış gibi,
her açmaya çalıştığımda elimde yalnızca pas tutmuş bir anahtarın
kırılgan gövdesi kalıyor.
Ben çok yoruldum anne…
İnsanları anlamaya çalışmaktan,
kimsenin görmediği yaraları taşımaktan,
hep birinin eksilişini tamamlarken kendi içimde
inadına çoğalan boşluklardan.
Biliyor musun anne,
bazen bir koltuğa oturuyorum,
hiçbir şey söylemeden, hiçbir şey düşünmeden.
Sanki ruhum bedenimden bir milim yukarı çıkıyor da
ben kendimi, kendim olmadan izliyorum.
O anlarda içimde garip bir sessizlik büyüyor,
çocukluğumdan kalma bir karanlık gibi,
ama korkutmuyor beni…
Sadece “yoruldun” diyor, “artık anla.”
Ben çok yoruldum anne…
Herkesin güçlü durmamı beklediği bir dünyada
bir kez bile dizlerimin çözülmesine izin verilmedi.
Kahraman olmak istemedim ki ben,
kalbimi saklamış bir insan olmak yetiyordu bana.
Ama kalbimi nereye koysam buldular,
nereye saklasam taşıyarak ağırlaştırdılar,
nereye gömsem söküp yeniden acıttılar.
İnan bana anne,
bazen içimde kocaman bir köprü var
iki yorgun yanımı birbirine bağlayan.
Bir yanım “dayan” diyor,
diğer yanım “daha ne kadar?” diye fısıldıyor.
Bu iki ses arasında gidip gelen bir yarım insanım sanki.
Ne tam yaşıyorum,
ne tam bırakabiliyorum.
Ne ağlayabiliyorum,
ne gülünecek bir yan bulabiliyorum.
Sadece devrilmemek için nefes alıyorum.
Ben çok yoruldum anne…
Kırıldığım yerleri kimse fark etmesin diye
kendimi karanlık odalarda topladım.
İnsanlar yalnızlığımı “güç” sandı,
sessizliğimi “olgunluk”,
suskunluğumu “umursamazlık”…
Oysa hepsi,
hepsi biraz daha dayanabilmek için taktığım
görünmez birer maske sadece.
Hatırlıyor musun anne,
çocukken düşerdim,
kanayan dizlerimi sana gösterirdim
ve sen “geçer” derdin.
Şimdi içimde kanayan yerleri kimse görmüyor,
ve “geçer” diyen yok.
Büyüdükçe kelimeler bile ağırlaşıyor anne,
insan “iyiyim” derken bile yoruluyor.
Ben çok yoruldum anne…
Kimseyi suçlamıyorum,
kimseye küs değilim,
kimsenin omzunda bir sebep aramıyorum.
Sadece içimdeki bu yanık sessizliği nereye koyacağımı bilemiyorum.
Sadece bir kez…
Evet, sadece bir kez
birinin gözlerime bakıp
“Yorgunsun, fark ettim. Hadi gel,
biraz dur, biraz nefeslen. Dünya beklesin.”
demesini istiyorum.
Bazen diyorum ki anne,
bu yorgunluğun adı kader mi,
yoksa fazla iyi niyet mi?
Fazla dayanmak mı,
fazla susmak mı?
Yoksa ben mi yanlış öğrendim insan olmayı?
İyilik mi fazla ağır geldi,
dünya mı fazla hızlı aktı,
yoksa ben mi fazla içimden yaşadım her şeyi?
Ben çok yoruldum anne…
Birileri mutlu olsun diye
kendimi eksiltmekten yoruldum.
Kendi yaralarımı geceye saklayıp
güne yine gülerek çıkmaktan yoruldum.
Herkesin hikâyesini taşıyıp
kendi hikâyeme yer bulamamaktan yoruldum.
Ama yine de bil istedim:
Yıkılmadım.
Sadece biraz durdum.
Sadece biraz ağırlaştım.
Sadece biraz içimde büyüdü dünya.
Ve belki de,
belki de ilk kez
kendime söylemek istiyorum:
Ben çok yoruldum anne…
Sadece sarıl,
hiçbir şey söyleme.
Sesin bile yeter.
Kayıt Tarihi : 9.08.2026 02:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!