Düşüp tekrar yaptırdığım,
dolgum gibisin,
En ala yiyeceklerden,
Ne tuhaf!
Ne sana kızgınım,
Ne beklemekteyim,
Bir gün dönmeni,
Öyle sakin bir ruh hali ki,
Beni bile çıldırtmakta.
Ne gelin masumdu artık,
Ne düğün eski düğünlerdendi,
Bir çığırtkanın acı bağırtısı,
Düğün olmuştu şimdilerde adı,
Beyaz ve saftı gelinlik,
Düğüne inat, geline inat,
Ne o gece aklımdan silindi,
ne o kırmızı elbisen,
gözlerim daldı gitti
hülyalara,
düşümde sen, gönlümde sen,
hep sen sen sen…
Şu yanan ten gün gelir söner durulur bir gün
Dokunduğun her yerde nağme karışır söze
Senin elinden gülüm zevke dönüşür hüzün
Sevdikçe sever gönlüm aşkın karışır öze.
Sokak, cadde ne varsa aradım bütün gece
Deniz ve Gökyüzü İç İçe
Gece denizin içinde, deniz gecenin içinde,
Vurur hep şavkı içime, canım içi can içinde,
Bu derde düşeli gönlüm, her gün başka bir biçimde,
Derman aramaz ellerde, dermanı canan içinde.
Bu gönül mabede benzer,
Yalvar, yakar gir içeri,
Seven seni nasıl üzer,
Unut bütün geçenleri.
Kırk yılda bir açmışım ben,
Güzellik dediğin ne ki, kalbe süzülen ışıktır,
Coşkunun en şahı ile, yüreği yakan bakıştır,
Gönlünde hep yüceltiğin, o hiç bitmeyen bir aşktır,
Güzel olan ruh da güzel o sönmeyen bir ışıktır.
Belgin Turan 09.06.2005
Dudaklarım yeminli,
kalbim kilitli,
geçit yok aşkına.
Ateşli bir buseyle,
gir en derin dehlizlere
bedenimi al hunharca ellerine
Sen olmasan sevdiceğim, cennet dünyayı neyleyim,
Akan gönlümün yaşını, sensiz ben nasıl sileyim,
Dağlara mı, taşlara mı, başımı alıp gideyim,
Gönül pare pare olmuş, söyle ben nasıl edeyim.
'Güzden Önce Aşktan Sonra' adlı şiir kitabımdan alıntıdır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!