Otuz, kırk gün izin aldın
Bu telaş ne İhsan gardaş
Sol kırıldı sağa kaldın
Yola gel be İhsan gardaş
Durup sağa sola baktın
Günden güne bu sevdan yaktıkça yanıp tüter
Ben zaten hep böyleyim inan sensiz olamam
Gel insaf et vicdansız gün gelip bir gün biter
Sor dinle bak şöyle’yim inan sensiz olamam
Yüreğinde kelepçe kılıç kalkanın olsam
Çaresiz bir dert bu tabip ne yapsın
Sen bana bu derdi sattın insafsız
Seninde gözyaşın çağlayıp aksın
Meçhule sen beni attın insafsız
Sevda çeke, çeke dert durulur mu?
Hiç bir marifet'te yoksa bir yüzü
Boş gezip duranı insan mı sandın
Mektepsizdir amma kürsüde gözü
Ölçüsüz oranı insan mı sandın
Bayram'dan bayrama hal hatır soran
ISSIZ KALDI BU ŞEHİR
Dün gece derin derin yokluğunu hissettim
Caddeler boş sokak boş ıssız kaldı bu şehir
Gezdiğimiz yerleri yoksun diye terkettim
Caddeler boş sokak boş ıssız kaldı bu şehir
Ne mecnun ne kerem bir çare bulmuş
Hasretin öyle zor artık çekemem
Bu aşkın bu sırrı sendeymiş amma
Sevmeden ecelim gelsin istemem
Taş bastım bağrıma gelmezsen gelmem
İSTEMİYORUM
Şu eşsiz mabedi bin parça bölen
Ot gibi yaşayıp ot gibi ölen
Bin bir zahmet ile ağlayıp gülen
Ben böyle bir dünya istemiyorum
Hakikatin sırrına ne akıl ne sır erdi
Ağustos yaz ayımı kışa çevirme gülüm
Tarif etsem edemem içimdeki bu ferdi
İsmini sayıklarım gelse de senle ölüm
Ceylan gibi bakışın bir kuytu yerde kalır
Yağmurlu bir gündü esen kış boran
Bir sabah gelmiştin hatırlar mısın?
Şimdi bir el gibi uzakta duran
Söyle ne demiştin hatırlar mısın?
Bir Lokmayı bile bölüp paylaştık
Hayat aslında bana birçok şeyi öğretti
Ya sevip sevmemeyi, ya sevip ağlamayı
Kopan bir fırtınadan dökülen damla yaştan
Kadere boyun eğip, karalar bağlamayı
Oysa hayat çok güzel derdi Dedemle ninem




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!