Hiç yabancı gelmiyor bu gülüş eda bu naz
Gönüllerde yeşerip çiçek açtı Mihrican
Bekle ki güneş doğsun gelecek elbet bu yaz
Gökyüzü ışığını yere saçtı Mihrican
Güneşin şavkı doğar bir baştan bir başına
Belh şehrinde doğup bir güneş açtı
Akâid ilmiyle nur ile taştı
Yayıldı Cihana cevherin saçtı
Kalbe muhabbetle dolan Mevlana
Sildirten o kalpten nefreti kini
Nasıl met edeyim nasıl söylesem
Dilimde cümleler dolaşıp durdu
Zannettim deryada susuz çöldeyim
Bir garibin derdi yaktı kavurdu
Ezelden iptida dostluk bağı var
Bir ilkbahar günü bir akşamüstü
Yaktı yüreğimi nara dönderdi
Ne ettin be felek, yar bana küstü
Yıktı hayallerim zara dönderdi
Neydi benim bilmem suçum günahım
Son mevsim baharda eserken yeli
Kimi mecnun dedi kimisi deli
Kaybettim kendimi gittin gideli
Sorma narçiçeğim sormada kalsın
Sönmesin bu alev yanarsa yansın
Sevip koklamadan yar mı doyulur
Sorsalar ben nasıl anlatacağım
Ak gerdan üstünde nar mı soyulur
Eşimi dostumu darıltacağım
Güneşin kavurup yaktığı gibi
Ne bir selam gelir nede bir haber
Mutlumu mutsuz mu nasılsın söyle
Hayaller kurardık senle beraber
Sevdamız kalplere kazılsın söyle
Hayallerim vardı cümlede telde
Sen gönül mirasım sen kalbimde as
Gel yetiş derdime naz etme sakın
Eksilmez başımdan gam keder ve yas
Beni benden alıp uzatma sakın
Bir gün yağmur oldun bir gün dolu kar
Sarmış dört yanımı yangın duvarı
Kış boran esiyor yaz etmesinler
Bir başka diyara giden bulvarı
Dönülmez yollarda naz etmesinler
Bin bir sitem ile geçti çağlarım
Bir sabah gün doğmadan ayrılıp yola çıktın
Sen yoksun buralarda kim bakar Nazım Baba
Buruk bir tebessümle çatık kaşların yıktın
Haşmetli sohbetinden bal akar Nazım Baba
Sivas'tan İstanbul'a sonsuza bilet aldın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!