Faiz kolektif alana göre, kolektif alanda sapmakla köleci sürecin bir anomalisidir. Mülk sahipliği sistemi; faiz, kira, kâr, rant, komisyon, rüşvet vs. almadıkça gelişemez ve ölür.
Yani kulluk sistemi dediğimiz köleci sistemi aslında faiz ile şifa bulur (sömürü ile şifa bulur). Köleci kulluk sistemi başka türlü kendisini sürdüremez.
Köleci sisteminin ilk başlardaki özünde toprak sahibi olmanın "ortak tanımazlığı" vardır. Zamana bağlı bu sürecin içinde feodal dönem dediğimiz bu sürecin içinde burjuvalar ortaya çıktı.
O kadar uzağa ne hacet
Vay kör vay…
Hem de
Her firavunun bir Musa’sı ile hem hal
Görmez şey
Yakın tarih bilincinden yoksun vakar
Güncel insanın Yalnızlaşması
Bir birliğin, bir sıkı tutarlı oluşun (söz gelimi çeşitli insan dayanışmasının) , birlik yapar olan grup deviniş bağlarını kopardınız mı, o tutarlılık saçılmaya başlar. Bir süre sonra da, yeni bir bağ ilişki tutumuyla, yeni devinmesine dönüşür.
Neden eski bağ kırılır ve yeni bir devinmeye dönüşülür? Çünkü eski bağ tipi çözülürken, eski bağ tipinin dışında ve içinde çözücüler oluşur. Bu çözücüler bir ilişki tipine göre yıkıcı ve çözücü iken diğer ilişki durumuna göre bağ yapıcı doğum yapıcı bir beliriş olaraktan görünecektir. Yani çözücüler diğer yandan belirişle bağ yapıcıdırlar.
Kişi bir güçle, bir gücün etkisi altında davranmak zorundadır. Bu etki çevrenin kişi üzerine olan "alan" etkisiydi. İkinci bir davrandıran güç te kişinin içinde oluşuyla, “kişi benci” olan güçtü. Elbette kişimiz; çevresinden yalıtmak suretiyle seçme ayıklamasını yaptığı iç potansiyelli bencildi otorite olan gücün; kendisine bilinç olmasının etkisiyle, davranır.
Kişi dıştan "alan etkili" çevre ile ve içteki bencil otorite olan gücün birbiriyle çelişmesinden kaynaklı çekme itme devinmesiyle davranacaktı. Dıştaki çelişme içe göre ezen, yok eden bir belirmenin alan hâkimiyet sürüklemesiydi.
İçteki çelişme ise, dıştaki yok etmeye karşı; kendi düzen ilkesi olan iç düzenli özel bağıntılı enerji düzenleme bilincini korumakla dirençleşen çelişkiyle bir varoluştu. Yani düzensizliğe karşı düzendi.
Gücün İnşacı Olması
Artık okurlar, genelliğin özellik davranışlı; özelliğin de genele gidici davranış içinde olduğunu bilir olacaktırlar. Güç gibi genel bir davranış, özel durumların yalıtımı içinde bencillik olacaktı. Sosyo toplumsa bilinç olacaktı. Tüm bu durumlar genelce olan gücün özel durumlu bir davranış şekli oluşuyla görülecektir.
Parça davranışlar ya da kesikli durum davranışları, genel davranışları taşımakla beraber; parça olay durumlar içinde genel davranışlar kısıtlı etkisiz olmakla, parça durum sanki genel davranışlarından soyunmuş gibi davranacaktılar. Parçalı davranışların genel davranışlardan sıyrılmış olan bir yığın kısıtlı özellikleri vardı. Kısıtlı olan onlarca haline göre, kısıtlı olmayan hali bu parça davranışın özel bağıntısı içinde düzenlilik ilişkisi oluşla yansıyacaktır.
Erdemdir
Biri geçip karşına
Sen oturduk ta arşına
Laf açılır söz olur çarşına
Ol demi seher ile
Bir şeye göre salt olan ana eksen durumu başka bir şey için aynı benzerlikleriyle salt değildir. Yani salt olanın boşluk devinmesi olan içerikleri de, farklı farklı olmaktadır. Evrensel tümeliniyi salt kılsak bile evrensel tümelini, kesikli sürekli durumuyla bir karar olamamaktadır.
Güç kendi tümel durumu içinde ısı, basınç farklı girişmeler oluşuyla, firen etkili vs. türü niceli oluşların kesikli sürekli zıtlıklarıyla, akış yapmaktadır. Böylece varoluşlar ve girişmeler daha çok ve akıl almaz denli çeşitlilikte olmaktadırlar. Enerji oluş saltsa, enerjinin niceli oluşuyla; özel bağıntılı giriştirilen süreçleri de, kesikli sürekli durum olmakla salt değildirler. Anne ölür. Anne salt değildir. Kesikli sürekli birbirinin yerini alan çocuklu akışta, diğer annelerin varlığıyla, anneye göre annelik, saltıklığa dönüşür.
Bu kesikli sürekli oluş ta, salt gibi olanlar bir başka bağıntı ve girişmenin ön referanslarını (belirleyen) durumu oluşmakla o şeyin salt durumunu oluşmaktadırlar. Başka deyişle, kendisini kesikli sürekli yapan durumların akışına göre annelik olan sürecin ömrü anneye göre uzun olup, bu türden ileri akan imleyenler (geri beslendirenler) bize salt algısını verirler.
Köleci sistem içinde paylaştırma işi şartlı yeterli nedenli yükümlülüğe göre pay edilmezler. Köleci ilişki günümüzde dahi kendi paylaştırmasını bambaşka nedenlerle aldatan put oluşuyla, size pay ettirirler. Günceli sistemdeki ürettirme sürecini paylaşma işi içinde size, ali cengiz oyunu oynanır. Sizleri emek gücünüze göre çalıştırırlar. Ama payınızı verirlerken ancak iş gücünüz karşılığı olabilen payı verirler.
Geri beslenin yasasına göre şartlı yeterli nedenin zorunlu oluşu sonunda üretilen şeyler paylaşılırken; şartlı yeterlilikle olması gereken ortaklaşmayı yapmazlar. Paylaşma aşamasında süreç ortaklaşışla bağ ve bağıntı olmaktan çıkar. Eşitsiz, sömüren paylaştırma birden özel mal mülk edinmenin (rızk olarak verilmenin) kira, irat, gelir kutsallığına dönüşürler. Ortaklaştıran bağ ve bağlaç; üretim işi sonrasında kırılır.
Yani köleci sistemde emek gücünüzle üretirsiniz, ama emek gücünüzün değil de, iş gücünüzün karşılığını alırsınız. Şartlı yeterlilikle üretilen şey 5 saatlik iş gücünüzün karşılığı olması gerekirdi. Oysa asgariden 24 saatlik çalışmayla sınırlı olan emek gücünüzün karşılığına dönüşür. İşte olan biten kızılca kıyamet koparan sömürü noktası burasıdır. Bu, “artık zaman” olaraktan fazladan çalışılan zamandır.
Kişiler yavaş yavaş kendi parça kalıp bilgilerinin bağıntılarını birleştirecektiler. Parçaların birbiri ile olan iletime bağlarını kurup, aksamların eşgüdüm dediğimiz koordinasyonlarını kuracakdılar. Bu koordine ile bütünlüğün dinamikleşmesi sağlanacaktı. Öznellik şahlanacaktı. Öznellik; İleride pusu atma denen durumuyla, bizlerin zekâ düzeylerimiz olmasıyla, ortaya çıkacaktılar.
Dini ve imani argümanların, genel duruma götürülmesi; ya da genel durumdan kimi çıkarımları yapılan anlam ilişkilerinin; dini imanı özel durumlara doğru getirilmesi işi, sosyal sürecin işleyişi ve doğanın işleyiş diyalektiğinin içindedirler. Yani geri beslenin yasası, kendisini ileri süreçler içinde bile genel ya da özel bağıntı referans noktalarına göre ayarlatır. Süreç böylesi bir devinme sürecidirler.
Dini ve imani argümanlar da, her şey gibi kendi dışlarındaki bu öznel yasalara uymak zorundadırlar. Bu o sistemin doğru olduğu anlamına gelmez. Doğru işlediği anlamına gelir. Siz, işleyişi olan boşluk devinmesinin içini, bu devinmelere uygun oluşuyla dolduruyordunuz.
Benci ya da bencil var oluş, "en az dış dünya ilkesi" içindeki bir "yalıtımla" belirim verdi. Bu belirim içine aldığının tasavvur edilemez kadar daha çok kısmını dışta bırakmıştı. En az dış dünya ilişkisi dıştaki enerji çevrimli bilinci kendisi kadar bir kısıtlılık içinde kendisiyle birlikte içe almıştı.
Böylece yalıtım, kendisine büyük baskısı olan dış dünyanın kaosundan az çok kurtulmuştu. Yalıtımlı ortam, bu yalıtım içinde kendi enerji düzenli süreçlerini ortaya koymuştu. Bu durum o yalıtımın bilinci ve korunan yasasıydı. Bu yalıtımlı ortam inşası dış dünya ile çelişen bir diyalektiğin, zıtlıklarıyla var olan bir inşaydı.
En az dış dünyaya sahip olmanın yalıtılması; dış dünyanın daha fazlasını, daha çoğunu daha büyüğünü vs. yalıtımın dışında bırakmasıydı. Bu çelişme de yalıtım içindeki daha azın; yalıtım dışındaki daha çoğa (benin-ben olmayana) eğimiydi. Ya da daha çok olan dış dünyanın daha az olana (yalıtımlı ben olan bencil bilince) tazyik yapmanın (basınç yapmanın) baskılar efektiydi.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...