Özelleştirilmiş mülk anlayışı kolektif zenginliğin üs sel yansımaları içinde olan anlayışlardan sadece biriydi. El mana anlayışı kolektif zenginliğe karşı oluşturulan özelleştirmeci tuzaktı. Tuzakçı iki önermeyle yola çıkmıştı.
Birinci önerme; "mülkün sahibi El 'dir". Yani kamusal kaynakların sahibi El 'dir, demesiydi.
İkinci tuzak önerme ise ;"mülkün sahibi mülkünü dilediğine verir" söylemiydi.
Birinci önerme de ilkin kolektif sahipli olguya karşı kişisi sahiplik anlayışını yerleştirmekti. Sonra da "biz varsak ben varım" diyen kolektifi düşünceyi; "El varsa biz varıza" dönüştürecek olan mülkün tescil işiydi.
Evrensel başlayışın bütünlüğü kendi durumunun içindeki niceliş bağıntısıyla zıtların birliği ve çelişmesi özgücüyle yansır. Sözgelimi ilk patlayışla tirilyon derecelik bir ışıma ve ışık bütünlüğü kendi içinde tirilyon derecelik bir ışımadır. Sizin onu bir ölçüm anında teorinin gözüyle ölçmeniz olanaklı oldu diyelim.
Bu ölçülen enstantane zamanı dondurduğunuzda ölçümün derişiminde tirilyon derece bağıntısıyla ölçmenizin kaçınılmazlığı vardır. Ve anlık tirilyon dereceli nitelik oluşun içinde kırınımlı davranan kozmik çorbanın bir derece dahi olmayan; derecenin ntirilyonda, tirilyonda, tirilyonda biri gibi bir minimal esamisi olmaz böylesi bir ısı ve sıcaklıktı farkın, esamisini taşır dağılımlar olacaktırlar.
Size dümdüz olan bir alanda mini mini su damlasının akmasına pürüz olan bir esamisi okunmaz ilişki, esami olur bir ilişki bağıntısı gibi durumları ortaya koyar.
Birbirine değinişte olan alan bölgeleri; bir grup insanların, karşı grup insanlarıyla temas yapmasını önlüyordu. Bu tür değinim alanı, her biri için böylesi tehditçe olan durumları az çok izole ediyordu. Bu bölgelerin belli bir yeri diğer karşılaşmalara göre karşılaşmaların sık ve yoğun olduğu özenli yerdi. Şehir meydanı, bir düğüm merkezi gibi en çok sakınılan, dikkatle gözetilme edilen yerdi. Yalıtım alanı, alan içini dokunulmaz kılıyordu. Alan içi “alanlanma” yapar olmanın da kümesiydi.
Sakin, sükûnu ve güvenli küme alanı, ittifaklardan da önce oluştu. Grup totem ürünlerinin ziyan olan, artı veren yansıması bir yandan grup nüfusunu artırırken diğer yandan da karşı grubun şerrini kırmak; öfkesini yatıştırmak gibi vesile nedenlerle yansıdı.
Bu vesilece nedenler bu türden öznelliklerle hediyeleşme oldular. Hediye sunmalar yalıtılmış güvenli bölge içine kondu. Bir grup kendi sunumunu bölge içine bıraktı. Diğer grupta bu sunumu kabule yanaşmakla kendi karşılık sunumunu da oraya bıraktı. Süreç bu tutumun sıklaşır olan yinelemeleriyle güvenli ve sakıncalı bölge içine alan etkisini biriktirir nitelikte oldu.
Tapınak alanların icma etkisi; her bir gruba, gruplar arası sınırın kesim noktalı alan etkisi oluşuyla, bir “dış etki olarak alan etkisini” ortaya koymaktadırlar. Grup insanları da kendi içlerinde; gerek sosyal öğrenme, gerekse iç egolu kaygı sal öğrenmeler nedeniyle de bu etkiye cevap olacak duyuş almaçlı algılayıcılarını, zaten taşımaktadırlar.
O halde dıştan kesim nokta etkili girişme içteki sosyal öğrenmeli ve egoya denk düşen kaygı temelli öğrenmelerle eğimleşerek; alan etkisi (basıncı) yapıp, totem alan yönünde (tapınak alanının içinde) kesikli sürekli davranışlar düzenlenmesine dönüşüyordu.
Tapınak kültü, ittifak içinde; kült merkezini (tevhidin merkezini) , tevhidin merkezine imanı ve ittifakı girişmeyi oluşan süreçtir. Bu süreç kendi alan boyutu olan kendi alanlanma, alan aştırma devinmesini ortaya koyuyordu.
Ey insan oğlu
Bir ara etnik
Sen sentez ürünüydün
İstemesen de...
Bir uğraktı
İlah neydi? Bir totem mesleğine sahip olan her bir gruplardı. Üreten ve üretmekle iradesi olan gruplardı. Ve de kendi aralarında farklı totem meslekli ürünlerin takasını konu alan ittifakları yapan grup ve gruplar iradesiydi. Özelde üreten ilişkileri içindeki gruptu. Genelde üretim hareketi içinde ittifakı olan gruplardı.
İlah; ittifak kararı alanlardı. Üreten ilişkiler sahipliği olanlardı. Üreten grup sahipliğiydi. İttifak içinde diğer gruplara karşı; üreten iradi grup aitliğiydi. Üreten grubun kendi grup bilinciydi. Üreten grubun kendi grup gücüydü. Üreten grubun kendi grup hafızalı kültür ve üretim aitliğiydi.
Totem meslekli üreten yapılar tüketirken, kendilerinin totemi sosyal yapılarından devraldıkları bir totemi kolektif yaşam üzerineydiler. Gruplar kendi içinde kolektiftiler. Bu ilk meşruiyetti.
Bu tarz El süreci gerçekte kişinin kendi içinde kendiyle pazarlık içinde olmasıdır. Kişinin Muaviye fikirli olmasıydı. Kişinin Firavun gibi eğriliği gözetip, görünüşte de Musa, İsa gibi doğruluk söylemesiydi. Kişilerin içten pazarlıkla eğriliğe yönelmelerinin süreciydi. Gruplar üzerinde anonim olan durum; yine kolektif sahiplik içinde olunan muktedirlikti.
Bu anonim sürecin kişi sahipli muktedirliğe dönüşmesiydi. Kişi kendi yapar oluşunu, başkası üzerinde yaptırabilir oluşa dönüşecekti. Anonim olan güç kullanımının; kişi sahipli, kişi kararlı, kişi yönetimli sürece egemen bir muktedirlik olmasıydı. Bu tarz bir yeni yol açmasıyla kişilerin kendi kendilerinin de başkaları üzerinde nelere kadir olacağını düşünmelerinin, öznellik süreciydi.
Kısacası şartları belirende anonim olana karşı kişi içten Nemrutla, firavunla fesattı. İçten pazarlıklıydı. Bu haldeki kişinin; “halkın iradesi kutsaldır” deyip halkın sırtından halkın boynunda boza pişirmesine benzerdi. Halka kutsal diyende halkın ensesinde boza pişirende aynı kişidir.
Jurassic park kabili Arap arabeski içinde, efendinin suç işleyip, suça karşın köle azat etmesi savı vardır. Bu sav içinde çıkılmaz bir sarmaldır. Böyle iken bize güzel ahlak; köleliği kaldıran ahlak diye illüzyon ettiler. Hâlbuki köle azadı övülen bir şeyse; köle azat emek için suç işlemeniz gerekecekti. Oysa köle edinip kullanmak gibi suç işleyip köle azat etmek te, daha vahim bir suçtu.
Burada övülen ne? Köle azat etmek. Pekiyi köleyi haydi deyince azat ediyor muydunuz? Kem, küm. Pekiyi nasıl azat ediyordunuz. Seyit veya sahip olarak siz, bir suç bir kabahat işlediğiniz de, günaha bedel oluşla köle azat ediyorsunuz. Bu yol köle azat etmek istemeyenleri suç işlemekten caydırabilir deneceği gibi bol bol köle bırakmanın nafile sevabını kazanmak isteyenlere de cinayet işletip köle azat etmeyi meşru ederdi. Nafile ibadet yapmaktan sizi kim alıkoyabilirdi ki?
Nereden baksanız bakın bu, işlenen suça kefaretle köle bağışlar olan düşünce kof ve yanlıştır. Köle azadı işine gelmeyen efendinin suç işlemekten men olması demek köleyi köle olarak sahibinin elinde tutmaya devam etmesinin meşru olması demekti!
Kısacası ittifakın iradesi; entegrasyon içindeki pay ortaklığı nedeniyle; somut, tekil, üreten ortak iradelere dayanır. Bu temel dayanak nedenle ittifakın iradesi insanı halife olarak yaratmanın tekil iradesiydi.
İttifakı oluşan her bir grubun iradesi kendi üretim gücünün iradesiydi. Bu üretim gücü grubun anlama anlatma zihniyeti ve diliydi. İttifak içindeki iradelerden mısır üreten iradeyi, koyun yetiştiren iradeyi, demiri işleyip alet yapanın iradesini, dokumacıların iradesini; anlama anlatma farklılığı ile dillerini vs. grup iradesinin içinde çekin, o tekil ittifakın iradesinden (El iradesinden) eser bile kalmaz.
O; “ben eşsiz, benzersiz, ortakları olmayan tek ve tekil iradeyim” diyenden eser kalmazdı. Teklik ve salt bir işlev durumlar, kendi dışlarında hemen hemen hiçbir şeydir. Doğa dahi birçok tekil durumları işlevli bağıntılar ortaklığı işleyişi yapmasıyla o şeyleri ortaya çıkardı. Kaldı ki insanlar da üretim ilişkisi üzerinde ortak irade bağıntılar güdeni bir durum içinde olmasındı.
El sahipliğinin tamamı takiyye niyet oluştur. El sahipliği anması, tarihi sürecin anonim oluştan kişisi sahipliği olukla; ilk kez limitet lige geçmenin niyetiydi. Bu hal; bilinmeyeni (limiteti) bilinenle söyler olmanın ilk paravanca takiyye oluşun mal mülk sahipliğiydi. Bu nedenle ameller niyete göreydi.
Niyetiniz gerçekliğin ve inşacı yasal olanın üzerinde değildi. Ama El mantığı, niyeti gerçeğin ve nesnel olan yasaların üzerine çıkarmakla, bilmem kaçıncı kez gerçek olan durumu çarpıtıyordu. El'in sahipliği, El lütfu bir niyetti! Anonim olan kült merkezinin mal mülk sahipliği ilahi sahipleydi. Bu türden kişisel mal mülk sahipliği fırsatını, kamusal olan ilahi sahipti düşünceye atıf övmeli söylem üzerinde belirten niyet süreçler, kolektif olan süreci bir durumdan başka bir duruma (El sürecine) geçirmekteydi.
Ön ittifaklı süreç; kişiler sahipliği olan, yeni enfeksiyonunu; enfeksiyon yapacak olmanın sakıncalarıyla tanımıyordu. Bu nedenle ön ittifakın kişisi sahipliğe karşı bağışıklık sistem dirençle frenleri pek yoktu. Tüm bağışıklık sistemi iyi bildiği geriye dönüşe karşı oluşmuştu. Enfeksiyonunu tam oluşla tanımayan anonim bünye içindeki yeni düşünceler; yeni duruma geçişlerindeki olası sorunların bilinmez oluşları sayesinde böylece olası bir ön ittifaklı direncin oluşmasını da büyük oranda aştılar.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...