Varoluş, kesikli sürekli olup; değişip, dönüşmekle; girişip yeni bağıntı yansımalar giriştirmesi yapmakla bir anlamdır (manadır) .
Varoluş, inorganik ve organik oluşla süreçlin ve insan öznesine; olay, oluş ve olgulara göre; bir manadır. Girişme ve bir enerji biçim konum tipleri olan ısı-katı madde girişmesi ortam çevrimi içinde suyu buhar ve yağışa dönüşüyorsa; bu buhar, yağış oluşun çevresel etkili; bitkilerin büyümesi gibi düzenli, erozyon gibi düzensiz çevrimlerdi girişmeler yapması, bir anlamdır.
Varoluşun ileri dönüşlü aşamaları içindeki bir ucu da yaşamdır (hayattır) . Yani yaşamın (hayatın) kendisi bir anlamdır (manadır) . Hayat, mana oluşla; her bir hayatlar üzerinde sınırsızdır. Yani mana da sonsuzdur. Mana sadece insana takılıp kalmaz. Hayat ve anlam oluş birçok yaşam biçimi üzerinde akışıyla kendisini kesikli sürekli yapar.
"Geçmişi bilmez isek. Geçmişten ders almaz isek, geçmiş bizim için hep; GEÇMEZ olur". Falih Rıfkı Atay. Günümüzdeki gibi tarih hep tekrar edilir. Bu patinajdır. Süreç keçeci mengenesi gibi aynı minval üzerinde bir o yana bir bu yana gidiş geliş değildir.
Tez, antitez bir öncesi şartlar içinde olmayan yeni durumuyla sentezdir. Sav, karşı sav bir öncesini hedeflemeyen yeni karşı sav olmasıyla zıtların varlığı ve birliğidir. Bir şey varsa, o şey de vardır. Türü anlama ve anlatımlar, insan bilincinin akış yapan olay ve süreçleri anlama, anlatma mantığıdırlar. Bu tür anlam içinde kavranan olaylar pek çok noktadan yalın kılınmakla, o süreci anlaşılır hale getirirler.
Bu yalın kılış içinde bir olay pek çok bağıntısından ayıklanıp soyutlanır. Bir olay bağıntıları içinde türlü türlü yansıyıp davranırken, bağıntılarından ayıklanmış olaylar ister istemez yamulur, bilinenin aksine davranırlar. Ama bir an gerçeklikten kopan bu tür olaylar, yine gerçekliğin de anlaşılması olurlar.
Gök ehli dedikleri de anlamını değişecekti. İttifaka katılan, ittifakı antla milletleşen totem yapıların yukarı yerli olmalarını belirten gök ehli sözcüğü; köleci sistem içinde efendiye bağlı kölelerden oluşan köleci imanla milletleşen sınıflı yapının nazarında gök ehli kavramı da yamulup değişmişti.
Millet; İbrahim gibi mülkü olan, irade ve otorite egemenliğini taşıyan efendilere köle ve hizmet edenlerden oluşan, anda bağlı iman edenler; İbrahim’i milletti. Millet kavramı dahi anlam değişmişti. Millet efendiye bağlılığın oluştuğu iman ve kültür gelenekçiliği olmuştu.
Köleci sistem içine doğmakla köleci sistem işleyişini olağan şekilde kanıksamış biatçe aitlikler; köleci sistemi baştan beri zaten hep böyleydi demenin saltça olur algılaması içindeydiler. Şimdi ittifakı döneme göre ittifaka katılım yapmak için gök topraklardan gelişin, tarifi olan gök sözcüğünün köleci aitliğe göre ne anlamı olabilirdi?
İşte totemi dokunulmazlığa (yasaya) karşı olan bu yeni belirmenin etkisiyle; eski totemi grup, totem yasaya karşı öznel bir dirençle “totem meslekli grup ortak kararı” olan “ ortak iradeler” ortaya koydu. Totem, eski atalar yolu olmakla grubun bildik ortak yaşam bağı olmaktan kaynaklı totemi etki, oluştu.
Eski totemi etki, üreten totem grubun ortak iradeli kararıyla aşıldı. Üreten ilişki nedenle totemi etkiye karşı ortak irade ortaya koyanlar, yeni ve güncel totemi meslekli grup; eski totemi meslekli totem etki olmak yerine; “İLAHi etki” olmakla, grup kişileri kendi kararlarını veren İLAHLAR olmuşlardı.
İlah, eski totem etkiye karşı kendi kararını alan, yeni bir ortak iradeli sav olmakla ortaya çıktı. Totem dönemin yeni değiştirici dönüştürücü direnç yansıma reostası da, totem meslekli üreten ilişkilerdeki bağsan oluşlardı. Şu halde ortak iradeli ilahi karar “bir şeyden ötürü; bir şeye göre” ortaya konmuştu. Ortak iradeli kararın öncesinde zamanını doldurmuş mutlak uyulması gereken fetişti, totemi tabular vardı.
Devrim tarihimiz herkesin hafızasındadır. Devrim tarihimiz çeşitli anekdotlarıyla edinilmiş bir bilgi olmakla; az çok bu tür bilmelerle hafızamızda yer etmiştir. İşte benim vereceğim örnekte bu bilmeye dayanan en karakteristik ve hemen hemen herkesin bildiği, ortak bir paylaşımın üzerinde anlama ve akıl etme olacaktır.
1921 Anayasası (Kanuni Esasinde) ilk madde şudur: " Hâkimiyet (egemenlik) bila kaydı şart (kayıtsız şartsız) , milletindir" der. Millet sözü muğlaktır. El imanlı, tarihi bir oluşumdur. Ulusundur sözü, daha yerinde olacaktır. El imanına karşı, karşı savı oluşamazsanız, egemenliğin sahibi olmanız pek olası olmaz.
Şimdi soru şu 1921 Ana yasasına bu madde niçin yazılmıştı? Diyeceksiniz ki egemenliğin, milletin olması için kararlaştırılmış olmakla, bu madde oraya yazılmıştır! Bu doğru ama çok yüzeysel söylemli bir bilgidir. Sorgulamayan, sürece vakıf olamayan, sürece akıl erdirilemeyen bir anlamadır.
İyi de kutsal metinlerin aklında zoru mu var da, bunu böyle söylüyorlardı? Eş deyişle kutsal metinler teklik uğruna; tekil irade uğruna; ortak iradeye ve mülk ortaklığına neden karşı çıkıyorlardı? Bu tür yazılı metinler benzersiz oluşla kral egemence ortak tanımazlığı neye göre söylüyorlardı?
Bu söylemin öncesindeki eylemlerde, kesikli sürekli oluşun devamlılık esasını ve zıtların varlığı birliği olan yasayı göz önüne aldığımızda; konu az çok anlaşılır olup; üzerinde fikir yürütülür hale gelecektir.
Farklı kullanım nesnelerini üreten totem meslekleri varsa ve bunlar guruplar arası takasa konu oluyor ise zorunlu oluşla gruplar arası birlikte yaşama iradesi de vardır (varsa var) .
Önce çeker, önemsetir
Sonra yıkar adamı.
Bilirim Fesulda
Açık açıksın sen
Diriler dururken
Egemenlik, zaferle gelmişti
Heyhat cehaletle kaybettiriliyor
Bin Dokuz Yüz On Dokuzum
Amasya Tamimim
Otuz Ağustosla Misak-ı Millim vah...
Açıkçası partikül girişimleri sonunda, bir olgu geçmişini, hidrojen olarak ortaya koyarken, zorunlu olaraktan da, bu geçmişi, hidrojenin özelliği olacaktır. Bu geçmişle, hidrojen kedi kendisiyle birleşen değişen, farklı özellilerle niteliksel zaman sıçramalarını, kesikli geçmiş yapılarını ortaya koyacaktır. Birleşen, ayrışan, girişen, çoğalan, geçmiş, zincirleme etkilerin zorunluluğu olacaktır.
Ancak yine de, tarihin belli döneminden itibaren öznel bilinç, organiğin yasallığına uygun, olumlu olumsuz tabir edeceğimiz birçok müdahaleleri, kendi yasallığının içinde kalaraktan, yöneyleştirmeler yapabilir. Fakat bu, inorganiğe yapılan müdahalelerden çok farklı olacaktır. İlk partikül ve çekirdek bileşenlerinde olduğu gibi seçenlikler kişi öznelliğin tümden dışındadır. Belki evrensel öznelliktir!
Bizim organiğe ve inorganiğe müdahalemizi, beli niteliksel aşamalarla sınırlayabilirsiniz. Çünkü organik organizasyon, o nitelik aşamalarına gelene değin, oluşacak on binlerce işlev ilişki organizesini, kendi başına ve kendi kendine gerçekleştirecektir. Sizin müdahaleniz var olan geçmişlerin yer ve sırasını değiştirmek olacaktır. Yer ve sırası değiştirilmiş geçmiş organize belirmeler, yeni durumcu ilişkisini de bir zaman içinde, ortaya koyabilecektir.
I
Varsın dünya
Essin gürlesin
Yaksın yıksın
Felaketini yaşasın...
Öfke patlamaya eğimle




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...