Bu kavramlar karşısında hazan yaprağı gibi titreyerek baktığınızda korku; korkuyu duyan kişi üzerinde imana, teslimiyete, sığınmaya dönüşmekle, inanç ortaya çıkardı.
İnanç korkuya gözü bağlılık samimiyetini ya da "korkunun deli cesareti" olan uyuşmayı ortaya koyardı. Adına ne derseniz deyin; lafın sözün para etmediği (kâr etmediği) bir afyonlamayı ortaya çıkarırdı. Aslında size gerçeği, dağarcığı, bek raundu, geri beslenmeyi unutturan özellik, yer durum; tersten bir evirtme ile aynı zamanda size hatırlanan yer, hatırlatıcı kavram, hatırlayan özellik te olmalıydı.
Rızk gibi kader gibi tevekkül gibi bir yığın karşıt söylemli kavramlar; size bek raundunuzu unutturan kavramlardır. Size söylenen anlam bilgisiyle size tarihsel olanı unutma veren kavramlardır. Ama aynı zamanda da unuttuğunuz hatırlama yerleriydi. Rızk kavramıyla geçmişi, tarihsel olanı unutmuştunuz.
Kolektif sürecin niza süreci ile çığırında çıkarılmasıyla gizli kurgu olan El, açık açık konuşmaya başladı. El, gerçek mana da belirtildiği gibi evrenin yaratıcısı olan Tanrı ile aynı kavram değildi.
Zaten El de evreni yaratma, evreni tasarım yapmanın iddiası ile ortaya çıkmamıştı. El mülk sahipliği iddiasıyla ortaya çıktı. El kolektif yasalar içinde kolektif yapıyı rızk gibi kader gibi tevekkül gibi, rıza gibi teslimiyet gibi iman edici El yasalarıyla dönüştürmek, özelleştirmek istiyordu.
El kolektif işleyişle kolektif yasalara karşı sistemi kurgulayan seçilmiş kişilere mülk sahipliği ihsası yapma nedenle vardı. El nasıl evrenin yaratıcısı olan Tanrı değilse, El 'in “ben verdim” dediği de El 'in verdiği değildi.
1
Adalet mülkün temeli midir? Bu soruyu şöyle de sorabiliriz. Mülk mü adaleti belirler? Adalet mi mülkü belirlemiştir? Mülk ile adalet arasındaki bağıntı olan sömürü inşacı bir temel özelliğe sahip midir? Yoksa sömürü ve adalet öznel ve sömürü kurgulu bir bağıntı mıydı?
Biriken, depo enerji olup her tür yeni başlangıçlara yol açan kolektif birikimli kolektif güçtü. Sömürü üretim olmadığı için depo enerji birikimi de vermez. Depo enerji olarak biriktirme yapmayan bir durum inşa yapan özellik olmamakla başlangıç inşası içinde öznel ve nesnel bulunuşla olamaz.
Yarın yine çalıştırıp sömüreceğiniz kölenin karnını doyurma, güvenliğini sağlamanın kolektif inşa gibi zorunlu durumlar içinde genel bir özellik olma, belirlisi vardı.
Kristal yapı düzeni içindeki momentumun çok yüksek hızlı atom ve atom sentezli düzey ve düzlem enerjisine sahip kimya yeni durumun belirlisi olma sınırlaması içinde ikinci duruma yeni bir belirsizle oluştu.
Atom gibi belirli durumla, nükleik asitler; nükleik bazlı moleküller, polimerler gibi yeni bir belirsizle olmanın düzey ve düzlemi vardı. Çekirdek içi tekrarları bozan ya da çekirdek içi tekrarları bozunduran kuvvet te başka bir kuvvetti.
Nükleer bileşimin kendi süreç tekrarlarını veren düzey ve düzlem içindeki kuvvet kırılmasını veren bu durum çekirdek gibi süreduruma zıt yönde akı ve akış olup sentezi bozun duran kuvvetti. Atoma dek küçük ölçekli sınırlanma yalıtım içinin görece denge durum simetrisini kıran kuvvet te zayıf etkileşimli kuvvetti.
Bencillik kişi ile birlikte kişi içinde başlayıp; kişi ile biten bir yapı kuvvetti. Bencilliğin etki mesafesi bu kadardı. Kişinin dışında, kişinin bencilliği oluşamıyordu. Kişi dışına bencil yönelimli, bencil davranışla eğimdi. Bu inşa değil eylemli bindirişti. Kişinin bencilliği kişiden fazlasını bencil eden girişme değildi.
Kişi kendi bencilliğine sağlama yapmadan, kişisi bencillik diğer bencilliklerle uzlaşır durumla bir arada olma eğiliminde değildir. Bu durumda bencillik dışta benzer olgu olayı iten, dışlayan bir eğilimdir.
Şu halde kişiler nasıl bir aradaydı? Bencilliğin dağıtan kuvvetine karşı, bencillikleri bir arada tutan kuvvet neydi? Doğa belli şartlardaki "benzer özellikle tekrar süreçleri" ayrı düzey ve düzlem içindeki apayrı koşul durumların belirlisi bir yol araç kopyaları olmalarıyla yineler.
Adalet mülkün temeli miydi? Bir şeyin temel olması için veya temelde olması için o şeyin inşayı olması; yani inşanın kendisi değil de inşa içinde, inşayı tamamlar bir inşa parça olması gerekir.
Oysa adalet ne inşayı idi, ne de inşa bileşenlerinden olan parça durumdu. Ne de inşayı geliştiren bir tamamlayıcı katkıydı. Adalet inşanın tümü olmak isteyen yanılsama bir enfekte edişti.
Adalet seçilmiş kişi mülk sahipliğini ihsasla doğrulma doğrultma adına hareket eden eğri cetvelde hiç düzü çıkmayan çizgiydi. Zorunlukları da kendi koruması, kendi icadı saydıran bir algıyla tabana yayılır.
Kişiye göre kişinin kendi gayretleriyle kişinin besin bulması ve kişinin güvenlik önlemleri içinde olması kişinin yakınsadığı bir yönelim ve eğim alanıydı. Çevrenin kişiye süreklilik algısı var. Kişi besin bulurken ve kendisine doğru olan tehdidi savuştururken çevreyi kesikli parçalı süredurumlar entegresi yapar.
Kişinin çevreye yönelimi ve kişinin diğer kişilerden kaçınması hayatta kalmanın kendisine doğru olan alan açmanın yakınsamasıydı. Bu yakınsanan alan içinde kişinin besin bulmada, tehdide karşı koyma gayreti zorluklara tabi olmakla enerjinin yokuş yukarı durumu olmakla ıraksanan durumdu.
Kişiye göre yakınsama ve ıraksama seçiciliği olan alan, diğer kişileri tehdit gören bir ıraksamaysa da Kişideki dış çevreye yönelme, dış çevre tehdidinden kaçınma eğilimi diğerlerinin de aynı kuvvet etkisine uğradıkları bir eş yönlülük senkronuydu.
Üretim gücünden gelen
Katılımcı toplumdan yana
Karşılıklı transfer emekten bana
Üreten ilişkiler üzerinde sana
…Tüm emsalleri gibi
Geçmişten günümüze
Birinci, İkinci Dünya savaşlarıyla
Bile yaşanmıştı
Ya neyse...
Daha dün
İstihsal nedenleydi kolektif yararı
Her bir özgürce aldığı kararı
Eğer varsa; aç, açıkta kalmamaktı zararı
Üreten totem mesleği ile yoktu infak
Ne vardı özneliyle şeytan ne de nifak




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...