Bir yanıyla sadaka ve dua köleci anlayışı meşrulaşmaktı. Kolektif hareket ve kolektif vicdanlı bilinç; baş başa verip taşı kaldırmakla ve iki el olup, iki elin çıkardığı bir tek sesin kendilik bağıl eylemleri içinde girişme sürecine başlar olmanın bir anlayış ve bir inşa biçimiydi.
Şimdinin El tandanslı afaki bir acıma, afaki bir merhamet ve dua etme davranışını önceleyen vicdanla kolektif inşa sürecini ve ilk üretim hareketini başlatmak ne mümkündü.
Acıma ve merhamet gibi söylemler kolektif siteme göre çözüm getirmezler. Zaten köleci sistem de sorunlar kendi ayağına dolaşana kadar sorunlar çözülsün istemez. Bu nedenle vaat etse de barınma sorunu var diye herkesi ev sahibi yapmaz. Vaadini tutacak olsa ev sorunu olmayan kolektif alanda çıkmazdı
Üreten ilişki içine giren gruplar, yine de yüz yıllar sürecek zaman dilimi içinde giderek azalan sıklıkla avcı toplayıcı grup olmaktan ve yamyam grup olmaktan uzaklaşacaklardı.
O aşamalarda üreten gruplar iki tane fiili durumu (defakto durum) ortaya koyacaklardı. Bunlardan birisi saldırgan gruplar karşısında o güne kadar eşi emsali olmayan yepyeni bir OLANAKTI.
Emsali olmayan olanak ta grubun üreten ilişkisiydi. Her bir yamyam gruplar fırsatını bulduğunda diğer grupların ölüsünü, dirisini yiyordu. Üreten gruplar da zaten bu yamyamlığın içinde geliyorlardı.
1
Hemcinslerimiz dünyaya gelirken ekip dikmeyi bilerek, bir meslek icra ederek yeryüzüne gelmediler. Hayat, çevredeki etki tepki ilişkileri içinde gıdım gıdım oluşmuş bir süreci intikaldi.
Hayatı öngören tutum alışlar milyarlarca, milyonlarca yıl içinde adım adım biriken kod tekrarlı deney sel tutumlarını saklayan depo eden bir kodlamaydı (genetikti).
Milyarlarca, milyonlarca yıl öncesinin çevre girişeni içermeleri içinde, daha düne kadar üreten ilişki yoktu. Çevrede olmayan hayatın kendisi içinde de yoktu.
4
Yani av yapmanın çekim birlikteliği gibi avdan da yararlanmanın çekim ve paydaş birlikteliğini ortaya koyup entegrasyonda süreklilik ortaya koymaktı. Bunu ortaya koyacak akılcı evrim ve sosyal evrim için önün-de alınması gereken daha milyonlarca yıl vardı
Bir meslek grubu, kendi ürettiği nesne ile kendi grup yaşamını sağlı-yorsa, aynı ortak özellikli ölçü çıkarımı içinde olursak üreten grup üret-meyen diğer gruplarında yaşamını sağlıyor olacaktı. Biz de bir an bu mantık ile sürece bakalım.
Şimdiden geri baktığımızda üreten bir grup buğdayını verecek, diğer gruptan da buğdayına karşı o gruptan da kundurayı alacaktı. Yani ver gülüm. Al gülümdü.
9
Kişiler kolektif üretim hareketi içinde gördükleri bu tür kolektif üretim gücü nedeniyle, kişi sahipli bir üretim gücünü kurguluyordular. Böylece kişi sahipli kurgu anlayışına sarılan kişiler, ortamın egemeni olacak monarşin bir kişi anlayışını ön plana aldılar. İkinci ittifaklar monarşin ittifaklardı.
Kurnaz kişiler kendisini kişi sahipli malik oluş üzerinde kolektif güç ile birlikte düşündüler. Kişisi sahipliği olmayan kişilere karşı, kolektif gücü baskı olarak kullanmayı düşündüler. Yani kişi, kişisi sahipliği savunup, söylemekle; kolektif gücü ele geçirmeyi düşünmenin ve hayal etmenin kurgusu içindeydi.
Tarih, bencilliği gerileterek kolektif oluşu inşa etti ve üreten kolektif ilişkiyi ortaya koymuştu. Şimdi de kolektif depo güç üzerinde, tekrar bencilliğini yeniden öne çıkarıyordu. Mağara devrindeki ilk bencilliğin elinde üreten kolektif güç yoktu. Şimdi kolektif gücü, sadece kendi hizmetine sunacak bir kurguyla bir hayalin bencilliğini özelleştirmek istiyordu.
a
Hemcinslerimiz dünyaya gelirken ekip dikmeyi bilerek, bir meslek icra ederek yeryüzüne gelmediler. Hayat, çevredeki etki tepki ilişkileri içinde gıdım gıdım oluşmuş bir süreci intikaldi.
Hayatı öngören tutum alışlar milyarlarca, milyonlarca yıl içinde adım adım biriken kod tekrarlı deney sel tutumlarını saklayan depo eden bir kodlamaydı (genetikti).
a
Hemcinslerimiz dünyaya gelirken ekip dikmeyi bilerek, bir meslek icra ederek yeryüzüne gelmediler. Hayat, çevredeki etki tepki ilişkileri içinde gıdım gıdım oluşmuş bir süreci intikaldi.
Hayatı öngören tutum alışlar milyarlarca, milyonlarca yıl içinde adım adım biriken kod tekrarlı deney sel tutumlarını saklayan depo eden bir kodlamaydı (genetikti).
Karşılıklı bir bağ hareket başladı mı o harekete özgü yansımalar da bu iki hareket arasına bağsan bir etki dönüşmesi olarak giriyordu. Takaslar, sekansları; sekanslar da takası ortaya koymakla birbirine dönüşen birbirini gerektiren aynı anmalıklardı.
Bunların biri girişme olarak yoksa, diğeri de zaten yok. Yokluk diğer yandan bir belirlenme ilişkisiydi. Takası ele alırsanız, sekans bağ ilişkisidir. Biri diğerinin nedeni sonucudur. Sekansları ele alırsanız takas bağ ilişkisidir. Biri diğerinin nedeni ve sonucudur.
İttifakı ve uygarlığı yaratıp, insanlığa teslim edenler veya insana armağan edenler; ilah dediğimiz hemcinslerdi. İttifak içinde henüz ana baba kavramı sahipli ilişkilere göre tekâmül ettirilmediği için şimdiki anlamla ana baba rolünde olanlara henüz ilah deniyordu.
İttifaklar; iki sosyal konu uzlaşmazlığıyla, tarih boyunca önümüze çıkacaktılar. Bu çatışmacı oluşlar uğurunda, ittifaklar; ilerleyen süreçle hesap edemeyeceği, tahmin edemeyeceği; kültürler, uygarlıklar gelişip girişecektiler.
Konunun biri ittifak içinde olmakla katılımcı her bir grubun kendi totem ayrıklığı ve totem düzlemi içinde ayrışmalarıydı. Diğeri de yeni olan ittifakı düzlemde ittifak etmenin özü olan tevhit dediğimiz birlik düşüncesiydi. Bu ikili, sosyal yapıların çatışmacı ruhuydu.
Birlik ayrışmayı istemezdi. Ayrışma da, birliği istemezdi. İşte olay, oluş ve akış olan devinme; zıtlarla bir arada oluşu istemekle oluyordu. Ayrışma ve birlik; uzlaşmaz ama bir arada oluşun da dinamiğiydi.
13/1
Totem alandaki kardeşler aynı totemden soydan gelen totem, çocuklarıydı. Ölmüş atalar, alan içinde veya alanın dışında don veya görünüş değişen koruyucu gözeticilerdi. Belki kendisi de kendisiyle birlikte ölmüş koruyucu ve gözetici bir atanın ruhunu taşıyordu.
Biz çocukken büyükler ya da diğer çocukların ana baba veya kardeşleri bizleri oynayan çocuk grubu içine bırakırlardı. Kendileri gidiyormuş gibi yapıp bir süre ve bir kaç gün gizli gizli bizleri gözetirlerdi.
Ki biz grubunun sosyal ortamına uyum sağlaya biliyor muyuz diye gözlenirdik. Hangi konularda bizim uyumsuzluğumuz vardı. Çocuklar bize ne şekilde yaklaşım yapıyorlardı vs. hepsini gizliden gözetirlerdi.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...