Hileylen onsaydı
Şeytan onardı.
Taşıyamayacağın anlamı
Boyarına soyarına takınıp
Sağa sola bakınıp
Bilmekten
Anlamaktan
Öğrenmekten
Diyalektikten vaz geçtim
Kıl oldum abi
Bir aklı bulmayanlardan
Bir insanı matuf
Belli ki kastıyla atıf
Sorun geldi
Şöyle bir fır döndü
Kimimiz göz açtı
Hukuk kolektifti. Doğada ilk kes ortaklığı olanların hukuku vardı. İlk kolektif hukuk sosyal hukuktu. Sosyal hukuk sağlatan bir ortak anı yaşanmışlığını içeren bağ enerjili hukuktu.
Daha çok paydaşları olma, paylaşmaları olmayı dile getirmekle nesnel olana göre oluşu söyleyen hukuktu. İlk hukuk ilk yasalardı. Sosyo öznel yasalardı. Kolektif bir inşa ortaya koyamadan hukuku ortak anıyı, ortak yaşamı ortaya koyamazdınız.
Hukuk ortaklığı, inşayı, temel olan kolektif kritik bağlanımları açıklar. Ve ortaya koyar. Ortaklaşmayı ortak anıyı, ortak yaşamı, paylaşmayı ortaya koyan unsurlar neyse, hukuk onlardı.
Ne neyin arızasıdır failden
Sen medet et
İmbat olur uçan kuştan medet ummak kailden
Ola ki akışlınladır önderi çaydan
Derinlikte çırpınanları kurtarır bu kolaydan
Gök delindi
Yer kevgir
Öfke ettiğine doymaz
Karşılık edileni koymaz
Kırk kerede getirsen
Bir deredeki aç
Birçok ulus kendi hikâyesini yaşasa da, hikâyesini hayata geçirse de kendi hikâyesini fiili oluşsa da hikâyesini anlatıp aktaramazlar. Bu türden yaşam tarzları olan ülkeler hikâye aktarıcılığın çok büyük bir eksikliğidir.
Bir tilki kümese girer, kümesi dağıtır. Bir kurt sürüye dalar sürüyü turam turam eder. Ama ne tilkinin ne kurdun bir hikâyesi vardır.
Tilkinin hikâyesi; aptallığı, saflığı ortaya konan kargaya oranla yapılan kurnazlık içinde, insan öznesi sayesinde tilki, tilki figürlü olan hikâyesine kavuşur.
Başlangıca referanslı üreten ilişkiyi sürdüren güç, üretim gücüydü. Gruba ait üretim gücü de ittifak içinde üretim nesnelerini karşılıklı gerektirmeler yapmanın eşliğinde ortaklaşa olanın sürdürülmesiydi.
Elbette ki üreten, ortaklaşan, paylaşan süreçle, grupta nüfus artar. zaman mekân merkezden çevreye doğru genişledikçe üreten ilişkiler özgünlüğünü koruyacaktı. Ortaklaşmalarda kolektif özde değil kolektif biçimde değişiklikler olacaktı.
Köleci sistem de her tutum aslan payı almaya dönüktü. Köleci yapı ganimet elde etmek için, sömürü yapmak için, kısa yolda kazanıp köşe dönmek için tuzaklarla dolu olan bir yapıydı. İlahların çok köklü hikâyeleri, tamlayan, tamlaşan üretim ilişkisiyle, farklı totem kültürü içinde etkinlik buldu.
Köleci sistemde cevap, itiraza göre değildi. Mülkü olan El ’in, mülkün içinde yaptığı keyfi takdirlerde bulunmasına göreydi. İtirazlara cevaplar; “nankörler, verdiğim nimetlere hala mı şükretmez siniz?” diye başlar “size verdiğim nimetleri anın” diye biterdi.
Gelişemeyen ölür ya da güdük kalır. Sorgulama ve itiraz gelişmenin anahtarıdır. Bütün-parça (itiraz) ilişkisi gelişme ilişkisi içinde kaçınılmazdır. Köleci sistem üreten gücün itirazı olma yerine, inanıcı bir iman ile susmuştur. Köleci sistemin hikâyeleri inanma, biat etme, teslimiyet ortaya koyma üzerine bina olmuştur.
Köleci sistemde gelişmenin özü birini mülk sahibi yapma birini mülk sahibi kılma tezi üzerine kaymıştı. Mülk sahipli gelişme kendisini sürdürebilmek için itirazlı olma yerine; güdülmeyi, sürü olmayı, tap ve istemeyi ortaya koymuştu. Nasibiniz varsa eğer ancak böyle gelişebilecektiniz.
Aitlik söylemi totem grup içinde gruba ait duygu ve duygudaşlık iletişimini kolaylaşır. Kişinin kendisi dışında ve grubu içinde işlevsel bir anı birliğini, ya da kolektif bir ÖZ BİRLİĞİNİ veya kendi yaşantılarını sağlamanın güç birliği yapan paydaşını içerir.
Kolektifi oluş veya kolektif öz birliği, kişinin kendi dışında bir organik inşa ve devim olmakla; totem dönemdeki kutsal totem ata söyleminin ruhunu oluşur.
Hikâye sosyolojik kültürle başlayan, sosyolojik kültürdür. Hikâyeler kolektif bir sosyolojiye ait olmanın (bağıntının) sözel aktarımıdırlar. Hikâye kolektif sosyolojiyi bellek ile taşımak, kolektif sosyolojinin bildirişmesini vermektir. Hikâye kolektif hafızanın geçmişini geleceğe aktarır. Hikâyeler de kolektiftir.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...