Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Totem alan; grup aklı, grup tutumu, grup gücü, grup bencilliği ve grup tüzelliğinin konuşması oluşla ortaya konmuştu. Ortaya konan yasalar; bir çalılık, bir kayalık, bir ağaç, hayvan sembolizmli somut oluşlar üzerinde atalar ruhuna, söyletiliyordu. Totem gruplu yönetimin merkezi böyle oluşuyordu.

Totem meslekleri, üreten ilişki oluşla ön ittifakları ve ön ittifakı sentezi ortaya koyarken; ön ittifaklar ve oluşan biyo sosyal ve kültürel ve toplumsa inşalı adımın sentezi, genel olarak sosyo öznel anlayış paralelinde ve daha çok sosyo öznel anlayış içinde oluşla ifade ediliyordular. Bu dönemler bu nedenle ilahi anlayışlı dönemlerdi.

Totemi yönetimin merkezi olan süreç; ön ittifak içinde birleşti. Bağlaşık hareket eden ve sentezlenen gruplar ittifakı; üreten ilişkiler girişmeli oluşla ortak akla; ortak sentezi bilince ve tüzelin lige dönüştü. İşte bu kültürel ve yönetsel sentezli dönüşme, kült temsilciliği ve kült yönetimiydi. Artık saygılama tapımı totem yalınlığa değil sentezi kültür, sentezi aitlik ve sentezi yönetimin gücüneydi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Açlık-tokluk; güvende (korunma içinde) olma-kendini güvencesiz hissetme; barınma duygusu-barınmada yoksun olma gibi kısaca; haz ve elem duygularını yalıtıma yapan süreçler; totemi ortamın, kendi ortamı içine yaptığı genel alan etkisi olmaktadırlar.

Genel alan etkisini duymanın stresi de kişilere göre parçalanmakla, kişiler içinde duygu oluşa; eylem koyuşa; söz söylenişe parçalanır. Her bir stresler parçaların durum enerjisi olurlar. Ortamın alan şiddeti; ortamın özel girişmeli, ortam içi alan etkilerine dönüyordu.

Totemi alan herkese göre aynı alan şiddetiyle belirirken; kişiler bu belirimi kendi bedenlerinde farklı kapasite içinde hissederler. Ve bu hissedileni de yansıtırlar. Birilerinin sıcak bulduğunu, diğerlerinin ılık ya da soğuk bulması bundandı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

2]Böylece siz de üzerinizde oluşan açlık gibi bir etkinin sizdeki yansımasını türlü sayıdaki parça duygularınızla söylersiniz. Üzerinizdeki bu bir birim olan totemi alan etkisini eylemle belirtirsiniz. Sözle belirtirsiniz. Sizdeki izlenimleri kabına sığmayan ya da kabuğuna çekilen ruh halinizle belirtirsiniz. Bu gibi belirtmeler sizin üzerinizde parçalı hale gelen alan etkili durumun yansıyış şekilleridirler

Yani bir birim olan alan etkisi; kişiler özelinde parçalı duyguya dönmekle, parçalı davranışa dönmekle ve parçalı söz söyleme ifade biçimlerine dönmekle, bu bir birim totem alanın etkisi kişiler dünyası içinde birçok niceli duygu olmaktadırlar.

Totemi alan enerji dönüşüm ve enerji bağlanım yasaları üzerinde makro düzlem içinde evrene tabii olmanın geri bağlanım referansı içine girer. Yani evrenle olan bağıntı Dünya üzerinde, Dünyanın kendisi olmakla sağlanır. Özel bağıntılı sistem içinde her bir etki alanı kendi parçalı durumuyla entegredir. Yapı çevrimlerinin tamamı olmakla Dünya’ya geri bağlanımını yapar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Abram anlatısına geçmeden önce mit kavramını tarihsel koşullarla değerlendirmek gerekiyor. Bu yazıları lütfen anlam ilişkisini bozmadan; dura dura, paragraf paragraf sindirerek okuyunuz.

Konunun kendi anlayışımıza göre olup olmamasına göre değerlendirir değil de; bilimsel, tarihsel, sosyal, toplumsal ve makro-mikro etkileşimli nesnellik kurallarına göre, gelişen şartların ulam sal ifadeleri ile anlamaya ve değerlendirmeye çalışınız. Bu çalışmayı yazının önemsendiğinden değil de, bir düşünce yazısının icabı halinden ötürü böyle okuyunuz.

Mit (mitoloji) tarihsel olan bir konu olmakla şimdiki anlamalarımıza göre doğru olmayan; işitilen, söylence anlamına gelir. Aslında mitler gerisinde toplumsal ve sosyal gerçekliği kalmamış ifadeler olup; çok kes geçmişin ortak grup hafızası veya insan hafızasıdırlar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir şey nedenle veya nedenleri ile eşleştirilerek nedensel bağı ile anlaşılır. Örneğin, kişisi emek, kolektif alan içinde ancak kolektif ve karşılık emeklerle anlaşılır.

Oysa verili olup da zaten var olan yeryüzünü mülk sahibinin takdirle başkasına verme işi nedensel olarak anlaşılamaz olduğu için ki inanılır.

Mülkü denilen şeyi mülk yapan emektir. Hem de kolektif zaman birimli, kolektif emektir. Mülk kavramı başlangıçta bu kadar nesnel ve belirgin eşleşik koşullara bağlıdır. Eşleşecek nedeni olmayanlar zihinde hayali bir yansıma duruma düşerler. Belki de ilhama dönüşürler!

Devamını Oku
Bayram Kaya

Varlık ve varoluş sınırlarından ve dışsal bağıntılarından ibarettir. Geçmişe dönük ifadelerin bir yazılı bir de yazısız dönemlerine ilişkin resim heykel temalı, anlatımları vardır. Sosyal ve toplumsal geçmişin değişen yüzü, resim ve yontu anlatımlarında sınırlarıyla korunmuş olur.

Somutun yokluğu ya da somutun bilinemez oluşu demek; bilinemez olanın o zihinsel kavramlar içine boşluk alan oluşturması demektir. Her boşluk veya doluluk çevresine bir alaka ve etki alanı bağıntısı kurmaya hazır oluşları ile potansiyel bir durumdur.

Zihne konu olan kavramların da zihin içinde konu ile eşleşen mikro bir zihinsel etki alanı da oluşurlar. Buna hakiki veya hakikat diyoruz. Hakikat olan gerçek değildir. Hakikilik gerçek içinde yansımadır. Ve hakiki oluş olabildiğince gerçeğe yakın olmakla eksiklikler içerir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Üreten ilişki öncesi veya ittifakı dönem öncesi dediğimiz süreçlerdeki kardeşlik, cinsellik, süt emme gibi sosyal manalı aidiyet ilişkisini kavradıktan sonra, geleceğe doğru oluşan insanlık serüveni ancak anlayabileceğiz. Abramın da geçmişe dönük bağı ile hüviyet kazanmasını anlamaya gayret edeceğiz.

Totem kardeşler tanımı ve totem alan tanımı; dış dünyaya kapalı olan bir anlayışın tanımıdır. Totem alan, totem alanın sonuna doğru yaptığı üretim ilişkisi nedenle zorunlu olarak dış dünyaya açılabilmiştir.

Totem alanın dış dünyaya açılmasının nesnel koşulu; hem çok sancılı bir süreçtir. Hem de birden bire oluşan süreç değildir. Üstelik üreten ilişkiler içe kapalı, totemi sosyal mana alanı içine yesyeni bir düşünce ve eylem alanı açmıştı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Eskinin ortaklaşa hayatta kalma anlayışı olan söylemler ile yine eskinin karşılıklı işbirliği söylemli ortak mana anlayışına dayalı zemin iletimlerini simge eden kolektif alan içinde hiza almanın kolektif temel düsturu köleci sistem içinde görmezden gelinmişti.

Her şeyin içinde ikili veya dualite ifade eden çelişkili birlik vardır. Kesikli süreklilik. Ya da parça ile dalga hareketi gibi. Parça sayısal frekanslı nicel kesikliliği ifade eder. Dalga tekdüz süreğenliği ya da sürekli oluşu ifade eder.

Yani en temel ikili karakter durağanlık ve harekettir. İkili karakter değişme ve değişmeme ataletidir (eylemsizliğidir). Dalga nesne içindeki enerji hareketiydi. Oysa dalga pek pek hareket etmez durağandır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

El, sahibi olduğu mülkü sayesinde takdir ve kader kavramlarıyla birlikte bizim üzerimize öğrenilmiş çaresizliği enjekte eder. Bununla kalmaz insanın emeğine, insan bilincine yabancılaşması üzerindeki kaybettirme korkusu olan rızk, nasip kavramıyla üzerimize-üzerimize gelir. Yani El sistemi hep bizim kaybetmemiz üzerine sarmalayışı inşa etmekle; adaleti de buna göre inşa eder. Şu halde El’in adaleti bize kaybetme korkularımızı öğrenmemizdir.

El, girdiği bu yolla; tüm kötülüklerin inşacısı olmasıyla birlikte hep kötülüklere maruz kalmamızdaki çaresizliğe hitap eder. Kendisini bizdeki bu kaybetme korkusu üzerine bina eder. İmgelerle de bunu kontrol eder. İmgeler somuttan soyuta ve soyuttan somuta doğru olmakla yerine göre bir kullanımdır.

El’e göre olur adalet kavramı bunlardan biridir. Oysa herkese göre olukla kaybetmeme olan adalette vardı. El’in ilahi döneme göre kaybettiren bir süreç olması nedenle El kendine “Ben El Adl’ım diyordu. Oysa ilahi dönem, kendisine; adil olup olmamayı söyleme gereği bile duymuyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Haldeki sistem herkesin değil, sadece El olan kişilerin mülk sahibi olmasını öngörür. Herkesin mülk sahibi olduğu yerde zenginler yoktur. El bunu çok iyi bilir. El, zaten herkese göre olan böyle bir yapının içinde çıkmakla; herkese göre olmayanı; herkese göre olmayan etmek için ortaya çıkmıştı.

Şimdi adalet neydi? Ya da adaleti nasıl ihsas edecektik? Adaleti, herkese göre olmayı mı kendimize temel yapacaktık? Yoksa herkese göre olmayan adaleti mi anlayışımıza terazi yapacaktık. Eş deyişle biz herkese, herkesin emeğine göre olan denkleşmeye mi adalet diyecektik? Yoksa emeğin sömürüsü olukla, herkese göre olmayana mı, adalet diyecektik?

Herkese göre olukla gerçekleşen nimette de, külfette de ortak olan süreç te bir adaletti. Herkese göre olmayan nimetle külfet içinde bana değmeyen yılan bin yaşasın deyişle, mülke temel oluş ta adaletti.

Devamını Oku