İlk ben gördüm kavgasından,
"İlk ben öldüm."e nasıl geldik, Muhsin?
Sen değil miydin akşamların yoldaşı?
Ürkütürdün gece ayyaş baykuşları.
Herkesin bir evi vardı;
Seninse bir tek gecen.
Titrek yürümüyordun,
Belli ki ayakların karanlığa alışıktı.
Sandığına yıldızlar doldururdun,
Bir hırsız gibi izinsizce.
Geceye yalnızlığın mührünü vururdun,
Yetim çamları koyardın cebine gizlice.
Elinde el feneri görmüşler;
"Ölümü yakındır." derler.
Onlar doktor değil ki, Muhsin...
İnsanlar abartmayı sever; beni bile.
Sahi, neredesin Muhsin?
Hangi çatının işe yaramaz kiremidindesin?
Hangi pisliğin içinde kaldın?
Senden sonra kuşlar göğe inanmayı bıraktı,
İstanbul burası ağam:
Üstü altın, altı tunç.
Seni nerede bulacağım şimdi?
Hangi kumarbazın iskambilindesin?
Hangi merhametli evin eşiğinde?
Gece uzun, Muhsin...
Elbet delik cebinden bir yaldız düşmüştür.
Elbet seni baykuşlar satacaktır.
Mehmet Emin Gülicem
Kayıt Tarihi : 22.08.2026 12:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!