Uzun geceler boyu
Şiir öğrettiğim kız
Şimdi çok uzaklarda
Ve yine yapayalnız.
Şunu unutma ki O,
Beni hatırlayınca
Gökten düşen kalbi temiz üç elma,
Bilmem hangi binbir gece masalı
Artık avutmuyor boş koltukları.
Gür sesli nutuklar, içli ağıtlar
Trajikomik bir son sahnedeyiz.
Şairin bir aklı fikri olunca
Sular da durulur çaylar da durur;
Şiir durağında uyur Dilrüba.
Kamera şakası aslında düşler
Tabirler nalıncı keseri sanki,
Virüslü takvimin insanlarında
Sıkıcı bir gündem oluyor oruç.
“Borç ödeyip zayıf düşmek ne korkunç.
Hem önemli ne var, sağlık dışında?
Ayrıca camiler zaten kapalı;
Herkesin bir işemişliği vardır suya,
destur demeden...
Ve herkes içtiği bir suyla yıkamıştır ellerini
nasıl temiz olduğunu hiç düşünmeden..
Elbet herkes küfretmiştir bir şaire
Kitaplar karanlığı öğretti,
Kadınlarsa ihaneti ve kini.
Yüzeysel dostlukların
Bittiği kıyılarda
Ayaklarıma batmış
Dikenlerle uğraştım.
Sessizlik en sağır tepki olsa da
Koskoca isyanlar büyütebilir
Gecenin her şeye gebe rahminde.
O zaman duyarız gümbürtüsünü
Geçmişi sineye çekmiş göklerin
Kim bilir ki beyazla kalbin avunduğunu
Bir kız bebeğe nasıl isim okunduğunu
Kaçak bir menekşeydi çocuk bakışları hep
Fark ederdi herkesin onu savunduğunu
Göçmen bir soğukta sobam üşürken
İki büklüm kaçtı o minyon kadın
Karakollu taksi saatlerine.
Uzak bir kaygıydı söyledikleri,
Belki de bugündü, ondan çıldırdım.
Dinleyin boğulmuş Fenikeliler!
Ateşle oynuyor yine Akdeniz.
Yüzeye çıktıkça öyküleriniz
Isınıyor sular, sarsılıyor yer.
Evet, duyuluyor Molek’in sesi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!