Herkesi mutlu etmek gayesi ile kendi hikayesini bir kenara bırakıp, dünyanın bütün yükünü sırtlanmış bir şekilde hayatın onlara biçtiği rolü oynamak için çırpınıp duruyor tükenmiş adamlar.
Bir çiçek sevdasına, bir araba belasına, bir kat, bir yat umuduna hayatını hiçe sayıp mücadele ediyor tükenmiş adamlar. Tek gayesi, tek amacı; çıkarsız ve menfaatsiz sevilebilmek... İş dönüşü kapının kendisine tebessüm ile açılmasını umut edip duruyor tükenmiş adamlar.
Baba evinde giyecek kıyafeti, yiyecek bir lokma ekmeği olmayan bir insanın lüks kıyafet sevdasını, lüks yiyecek sevdasını ve lüks yaşam sevdasını karşılayabilmek için gecesini gündüzüne katar tükenmiş adamlar.
Bak yine gözümden düşüp düşüp intihar ediyor gözyaşlarım
Hatıralar sarıyor her yerimi
Hayaller bağlıyor ayağımı elimi
Kaybetmek diye bir şey var kendini
Senin adın geçince bulamıyorum ben beni
Uzaktan sevmek diye bir şey var;
Allah düşmanıma öyle bir dert vermesin.
Kokusuna duyulan özlemin,
Ona sarılabilme umudunun
Verdiği acıyı her yürek kaldıramaz,
Her omuz taşıyamaz.
Buz kesti bu şehrin sokakları,
Kimse duymuyor bu dilsiz bağırışları.
Bu nasıl acıdır, bu nasıl ızdıraptır ya Rab?
Hiç dinmiyor sancıları.
Zamanın hükmü bitti,
Ne kalem eskisi kadar istekli,
Ne de kağıt eskisi kadar hevesli.
Telaffuzu zor oluyor bazı şeylerin artık;
Dilde düğümlenip kalıyor cümleler,
Eskisi gibi güzel değil yeni nesil hikayeler.
Ne adım atacak takatim kaldı,
Ne de kimseyi sevecek dermanım.
Bütün güvenim yerle bir oldu,
Kalmadı aşka inancım.
Kendi ayaklarımla musallaya koşasım var,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!