Baba 'sessiz ağırlık' Şiiri - Erkan Tankut

Erkan Tankut
64

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Baba 'sessiz ağırlık'

Baba,
Sen gittin…
Benim omuzlarıma çöktü bütün dünyanın ağırlığı.
Daha çocuk sayılırdım,
Ama bir gecede büyüdü üzerimde zaman
Ne oyun kaldı avuçlarımda,
Ne çocukluğun sıcak masalları.
Yetim dediler…
Bu kelime bir hançer gibi saplandı içime.
Annemin titreyen elleri vardı artık korumam gereken,
Bir de gözleri umut arayan küçük bir kız kardeşim…
Ben sustukça içimde bir fırtına büyüdü,
Çocuk değil, evin direği oldum kimse görmeden.
Sonra akrabalar…
Hayırsızlığın ne demek olduğunu onlarla öğrendim.
Dedenin emanetine göz koydular,
“İmza at” dediler,
Ne bilirdim ki insanın kanından olanın
Bazen en kirli oyunu kuracağını…
Ve bir kâğıtla sildiler hakkımı,
Sanki senin adını da silmek ister gibi.
Amcalar…
Babasızlığın ilk öğretmenleri.
Sahipsizliğin soğuk yüzünü onlar gösterdi bana.
Kapıları yüzüme kapandıkça anladım
Yetimlik sadece baba yokluğu değil,
Bazen yaşayanların da yok saymasıymış.
Bu yüzden çıktım o şehirden.
Senden hatırası olan sokakları bıraktım ardımda.
Belki de kaçtım biraz,
Belki de yeniden doğdum.
Yeni bir şehirde, kimseye yaslanmadan,
Kendi ellerimle ördüm hayatımı.
Ama baba…
Biliyor musun, en çok geceleri yokluğun konuşuyor.
Dizlerime çöken ağırlık,
Çocukluğumdan kalan kırık bir fotoğraf gibi.
Dünyaya bile dar geliyor bazen içimdeki sızı.
Yıllar geçti,
Büyüdüm, yıkılmadım, dimdik durdum
Ama insan ne kadar büyürse büyüsün
Babasızlık içte büyüyen bir dağmış, yıkılmayan…
Ben seni taşıdım baba,
Her adımımda, her yalnızlığımda,
Her imzada, her ihanette,
Her şehri terk edişimde.
Sende öğrendim güçlü durmayı,
Sende öğrendim kimseye boyun eğmemeyi.
Ve şimdi biliyorum…
Biz yetimler,
Omuzlarında görünmeyen ama en ağır yükleri taşıyanlarız.
Ama yine de başımız dik,
Çünkü yüreğimizde bir babanın yokluğu bile
Bize güç olmayı öğretiyor. Baba…
Yıllar geçti ama yokluğun
Hâlâ kapımı her gece aynı sessizlikle çalıyor.
Ben büyüdüm,
Ama içimde bir çocuk var hâlâ
Senin elini tutmak isteyen…
Her yıkılışımda seni aradım,
Her kalkışımda adını mırıldandım.
Ağlamayı bile gizli öğrendim,
Kimseler duymasın diye içimin yangınını.
Bir yanım eksik yürüdüm hep,
Sanki dünya bir tarafımdan kırılmış gibi.
Ve biliyor musun baba,
Ne zaman güçlü olduğumu söyleseler
İçimden “keşke güçlü olmak zorunda kalmasaydım” diyorum.
Bir çocuğun sırtına yıllar önce yüklenen o ağırlık
Bugün hâlâ omuzlarımdan inmiyor.
Ama en çokta…
Senin sustuğun yerde konuşmak zorunda kalışımı yakıyor canımı.
Bir evin direği oldum
Daha direk olmayı bilmeden.
Bir ananın gözü oldum,
Bir kız kardeşin güveni…
Beni en çok büyüten yokluğundu baba,
Ama en çok yaralayan da…
Ben seni affettim baba
Gidişini değil, gidemeyişimi…
Sen kal diyemedin, ben tutamadım.
Kader bize yarım bir hikâye yazdı,
Biz tamamlamaya çalıştık.
Bu şehrin sokaklarında,
Bana çelme takan akrabalarda,
Üzerine kapandığım karanlıklarda,
Haksızlığın imzasında bile
Bir tek şey öğrendim
Yetimlik bir eksiklik değil,
Taşıyınca insanı adam eden bir dağmış.
Ve şimdi o dağın zirvesinde duruyorum baba…
Yalnız, yaralı ama dimdik.
Sana kavuşamadığım her güne inat
Hayata tutunuyorum.
Belki sen yoksun ama
Ben varım baba…
Senin yokluğundan doğan güçle,
Senin adını taşıyan bir yürekle.
Ve bil ki
Ben artık senin yokluğunla değil,
Senin bıraktığın izle yürüyorum.

Erkan Tankut
Kayıt Tarihi : 11.12.2025 22:41:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Erkan Tankut kaleminden...

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!