İsimsiz şiirler yazıp boş şişelere atıyorum. Denizi olmayan diyarlara gitmeyeceğini bildiğim halde; yüreğimle yoğurup gözlerinin nehirlerine katıyorum...
Yalnızlığına merhem olup, gölge vurmuş düşlerine güneş olmak var işin içinde...
Beraberinde götür yalnızlığını, paylaşılmak istenilmeyen düşler içine katılma sessizliğinle…
Sesinin değdiği anlık titreşimler, gülüşlerine dayalı ötesine örülü duvar. Kendine kattığın dünya kimsesiz ve çekmek istediğin yüz kararsız. Sessizce çıkıp gitmeli, sabahları görmeyen düşlerden… Ya güneş olup doğmalı, ya girdap içinde boğulmalı…
Sana ulaşmanın bu kadar zor olduğunu söyleseydin
Gidiş dönüş alınırdı biletler…
Geciktik kendimizden ve birçok şeyden... Masum bilinen tertemiz duygularımız kirlendi çirkef dünyanın kabullenilmesi zor gerçekleri karşısında... İsteklerimiz bastırılması zorluk duvarlarının altında ezilmiş kaldı. Küçücük bir ışığa mahkûm yüreklerimizle iç içe olmayı öğrendik hiç istememiş olsak bile...
Mesafelerin önemi yoktur sınırı çizili kalpler için... Yaşadığın ölçüyle eşdeğer hissettiklerimiz. Hasat bekleyen ekin, sürgün veren ağaçlar gibi... Yaşamak isteyip yaşayamadıklarımızın boy aynalarına boş bakışlarımızın. Bir bütünün içine kurulu cevabı zor sorular yumağı...
Sarılıp üzerine ört zamanı
İçine bizi de barındıran yanlarıyla
Sessizce gelsen diyorum. Sessizliğin kulağıma fısıldasa geldiğini… Gün çekilmiş olsa mahremiyetine, ötüşen kuşlar yuvalarına… Caddeleri kaç kayboluşa tanıklık etmiş bu şehir bizi hapsetse içine, kaybolup gitsek şehrin şahitliğiyle…
Nefes alıyorum.
Soluduğum her nefeste seni yaşıyorum.
Seni sensizliğine bırakıp,
Şiirlere seni anlatıyorum...
Cana can katan sen olduktan sonra, varsın göz görmesin.
Bir kuş uçuruyorum göğüs kafesimin parmaklıklarını aralayıp, ellerine konsun diye...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!