Bedenlerden toprağa
Topraktan sonsuzluğa akan insanlar
Bir döngüdesiniz zamanın gölgesinde
Çırpınan tenlere sek barut sunulurken
Ölümle besleniyor lethâl* doz tüccarları
Savaşta
Nasıl kurtulsun çocuk
Harcındaki izinden
Ve nasıl kurtulsun artık
Düşman bile olmayan
viraladım çıktım yola
dokuz tavaf ettim bir noktanın içinde
dokuz doğurdum dokuz kez tam
dokuz nefes üfledim bir hecenin koynunda
dokuz kez yumuşattım sesimi
tuttum bıraktım
gençliğin şarap tılsımının kanıtı
içimdeki fırtınanın adı gibiydin
seni özlemek güzeldi eski zamanlardan
fotoğraf karesinden çıkmış kandın sanki
deli denizin esrik havası vardı yüzünde
yirmi yıl oldu babam öleli
ve yirmi yıl baba olalı
yarı yarıya doğum
yarı yarıya düğüm
ölüm yarı yarıya
ahenk taşı
nehirler akarken öyküsünü
her sokak ayrı denize çıktı
karanlıklar içinde
tende şehriyar oldu zaman
işte burdayım dört yanım duvar
arkasındaki ışığı bilmiyorum
burada dağınık sessiz sedasız
sökük heybe gibi oturuyorum
yılların tortusu dolu içimde
gizlerin içinden çıkardım cümleleri
ayaklarım boş bir eve getirdi
ateşten türemiş cevabım yok
sorular sürükledi de geldim
piyano tuşlarından bir ırmak
Bazı sözcükler vardır; anlamı kendini aşar. Ağızdan çıkarken o bir kaç harfte kolayca söyleniveren şeyi anlatmaya gelince sıra, dünyanın bütün alfabeleri bir araya gelse yetmez olur çoğu kez. Aşk böyle bir sözdür, emek böyle bir söz. Ben, başka bir sözden dem vuracağım şimdi, alfabeyi yetiremeyeceğimi bile bile...
Birisi yol demeye görsün. Yanımıza azık bile almayı akıl edemeden, nasıl içimiz gider, yoldan önce. Yollara sevdalanırız en çok. Bizi yollara çıkaranlara sevdalanırız, kendimiz bilmesek de... Her yeni kavşakta bulup farklı tadını, virajın henüz göremediğimiz devamında öğreniriz, hayatı. Eldeki verilerimizle henüz bilmediğimiz yere ait tahminler yürütür, oraya vardığımızda ise karşılaştığımız yaşamın sıcak şaşırtıcılığıyla yeniden düşünerek öğreniriz acıyı, tatlıyı, kavramları, hep bir yanıyla eksik kalan; bir türlü öğrenmeyi bitiremediğimiz sevdayı.
Bazen yollarımız kesişir birileriyle. Birisi el verir, hiç ummadığın bir anda. Haydi benimle gel der. Benimle yürü Sen onunla yürürken, o da seninle yürür, ister istemez. Senin öğrendiğin ona yol olur, onun öğrendiği sana. Ancak sanılanın aksine, yollar daha kolay alınmaz hâl böyle olunca. Birbirinin yaralarına dokunarak alır, aldırırsın gerçek yolu çünkü... Yol alırken daha aksi biri oluruz. Daha kırılgan, daha kırıcı. Üstüne üstlük daha bilmiş, daha ukalâ. Hatalar yaparız sık sık. Tamirini düşünürken büyüyeceğimiz hatalar. Bizi var olduğumuz kalıptan daha üst bir safhaya taşıyacak olan kocaman hatalar. Ve kaçınılmaz olarak kocaman bedeller öderiz elbette. Kolaydan öğrenilmez çünkü hayat.
çıkardım kendime
çıkarırdım kendimi
kendimden çıkardım
kendime gelirdim
sayin antoloji yetkilileri
Yildizlar kusandik nikli arkadasimizin pasiflendigini dusunuyorum. herhangi bir yanlis davranista bulundugunu dusunmuyorum. bir sebebi varsa aciklama alabilir miyim?
sayin antoloji yetkilileri
Yildizlar kusandik nikli arkadasimizin pasiflendigini dusunuyorum. herhangi bir yanlis davranista bulundugunu dusunmuyorum. bir sebebi varsa aciklama alabilir miyim?
sayin antoloji yetkilileri
Yildizlar kusandik nikli arkadasimizin pasiflendigini dusunuyorum. herhangi bir yanlis davranista bulundugunu dusunmuyorum. bir sebebi varsa aciklama alabilir miyim?