Sevdiğinin gözünün içine bakmak değil,
Sevdiğinin gözünün içinden bakabilmektir
'Biz' olmak...
Öncelikle,
Onun dünyayı nasıl gördüğünü bilmek
Yedikleri simidi
Martılarla paylaşan
Vapur yolcuları,
Belki de bilmiyorlar
Bindikleri vapurun
Onların kanatlarıyla
Halimi, hatırımı merak etme a canım,
Ben Güneşli Sokak'ta hala aynı evdeyim
Sarılarak denize baktığımız bahçede,
Kızıl ikindilerde, sümbüller içindeyim
Çok kere taşınmayı düşündüm senden sonra,
'AYNADAKİLER' TEDİRGİN EDECEK!
‘Yalnızlık zayıf bir ruha yerleşmişse, o ruh aynada görünür olur ama yansıması kendisine ait değildir…’
Peki, kime ya da neye aittir? Aynalara baktığımızda gördüğümüz, aslında biz miyiz? Aynaların gerçek sırrı nedir?
Hayatın neresinde olduğumu sevgilim,
Kapkara düşünürken, sayende hatırladım
Okuduğum kitabın, kaldığım sayfasına
Koyduğum ayraç gibi, kılavuz oldun bana.
Attila Şanbay
Cennetle, cehennem arasındaki uzaklık,
Bir çocuğu mutlu ettiğimizde,
Onun gülümseyen dudaklarının
İki ucu arasındaki mesafe kadar kısadır.
Attila Şanbay
Hilalin kızıllığı yansırken ölü suya,
Bin bir düşünce geçti, zihnimin kıyısından
Saçlarımı tarayan ılık Boğaz rüzgarı
Alıp, götürdü beni bir garip bilinmeze
Artık hiç bir madde yok gözlerimin önünde,
Aşıkların ayakkabıları hiçbir zaman eskimez. Çünkü yere basmazlar...
Tüm mektupları dağıtır, genç postacı
Akşam eve dönerken, tek bir zarf kalır
Hep cebinde...
Yazıp, veremediği aşk mektubudur bu,
Her ay telefon faturasını götürdüğü
Veli Ahmet Sokak'daki, bahçeli, beyaz evin
Bütün saatlerimin ayarı,
En az on beş dakika ileriye.
Sırf, sen vapuru kaçırır da
Beni beklettiğin için üzülürsün diye.
İçin daralmasın güzel yüzlüm,
Geç kalan sen değilsin...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!