Sokaklar çıkmaz oldu,
İnsanlarsa yabancı...
Büyüdüğüm bu şehir,
Haritada var mıydı?
Yaşadığım şu evde
Sanki bir misafirim
Buluttan tarlalara umutlarımı ektim,
Her gece sürgün verir, parlak yıldızlarla bir...
Ve her sabah içimde yeni bir çocuk doğar;
Çağlar açan buluşlar gibi parlak düşleri...
Yarından umutluyum, geçmişi çoktan gömdüm
Giden trenler değil, gelenler beklediğim...
Sağır bir Van kedim var,
Yalnız ona diyorum;
Seni çok sevdiğimi
Kuyruğunu sallıyor...
Beni duymadığına,
Nasıl seviniyorum...
Herhangi bir şiirimde andım mı hiç adını?
Neden sen sanıyorsun, ''Sen'' dediğim her kadını?
Her şeyden vazgeçebilirim
Tanrı'nın ve toplumun yasakladığı...
Ama sen öyle seçkin bir günahsın ki,
Dilimin tövbe etmeye varmadığı...
Öyle güzel bir günah,
Canımın tatlı tatlı yandığı...
Dikkatli bak;
saatler oldukları yerde dururlar.
Zavallı akrep ve yelkovandır gün boyu,
deli gibi koşturan.
Kendini tırmanmaktan, yorulmuş bir yokuşum
Şehrin en dik semtinde...
Denizi uzaktan görür, bir türlü varamam sahile
Züppe bir otoyol keser önümü...
Bir sarhoş narası geçer içimden,
Bir çocuk gülüşü...
Bir fincanın tek kulbundan kolayca tutarken,
Bir insanı nasıl düşürürsün elinden?
Üstelik tutacak daha çok yeri varken...
Attila Şanbay
Yanlış kurbağayı öpmekten dudakları siğille dolu birçok kadının.
Ve öpülmekten tek anladıkları sadece erekte olmak çoğu kurbağanın.
Attila Şanbay
Öncesiyle sonrası olmayan bir milattan geçiyorum
Ve bu çağda yaşanması gereken her şeyi,
Ben kendim seçiyorum.
Attila Şanbay




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!