Seni çok seviyorum, yolunda canım çıksa
Okyanuslar aşarım, ucunda ölüm olsa
Dünyayla savaşırım, karşı çıkan olursa
Bu pazar buluşalım,
(Eğer yağmur yağmazsa)
Her yeni gün örtünür, eskisinin üstüne
Solar bir çiçek, açar rengarenk bir yenisi
Minik bir yavru doğar, unutturur ölümü
Göçen kuşlar dönerler, her ilkbahar gelişi
Hayat alıp, yerine koyar bir başkasını
Alışmasından sonra, karanlığa gözlerin
Hayal-meyal seçilen şeyler gibisin şimdi
Gittikçe siliniyor yüzün, kokun, ellerin...
Gülüşünün yerine, eve sessizlik sindi
Senden kalan mektuplar sararmaya başladı;
Kâğıttan gemilerde
62'den tavşanlar,
Olası bir tufanda
İlk kurtarılacaklar.
Attila Şanbay
Gözlerindeki hüzün yağmurdan mı geliyor?
Gün mü battı diline? Cümlelerin kanıyor...
Buz gibi veda sözün, ayazı üşütüyor
Gidişin sonbaharlı, ilkyaz erken bitiyor
Daha gitmeden soğuk bir mevsim yaşanıyor
Sağır bir Van kedim var,
Yalnız ona diyorum;
Seni çok sevdiğimi
Kuyruğunu sallıyor...
Beni duymadığına,
Nasıl seviniyorum...
Parantez işareti bana hep, bir kadının iki bacağını hatırlatır. Arasına küçük bir sözcük koyarsınız, çok büyük anlamlara gebe kalır.
Attila Şanbay
Sen,
O çocukluk yazımda
Annemden habersiz gittiğim lunaparktaki
Paramın yetmediği için
Uzaktan baktığım atlıkarınca...
Sana 'binenler' hep,
Sessizlik, tüm sesleri bastırabilen en güçlü sestir.
Attila Şanbay
Herşeyi düzeltecek şiirli değneklerle
Dokunacak çocuklar, tüm kötü zamanlara
Bütün acı sözleri silecekler sevgiyle,
Yerlerine dostluğu yazacaklar masumca
Savaşlar son bulacak, düşmanlar barışacak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!