Biri tutup, boyasa fırçayla gökyüzünü
Şu anda olduğundan daha mavi olmazdı
Ya da parfüm sıksalar çiçeklerin üstüne,
Şimdi olduğu kadar, hiçbirisi kokmazdı
Sen yokken böyle miydi, bu gök, bu deniz, güller...
Babasından kalan tek miras,
Sadece soy ismiydi.
Ömrü boyunca yedi,
Yine bitiremedi.
Attila Şanbay
Hangi diyara sürgün olacağım bilmeden,
Umutlar ülkesinin son sınır kapısından
Çıkıyorum, elimde süresi dolmuş vizem,
Bavulumda kullanımı yasak ve kaçak sevdan
Buralarda sevmek suç, gönül vermek yasakmış
Katilin hüküm giymediği, maktulün ölmediği, tanıklarınsa kör ve sağır olduğu cinayet vakasıdır 'ayrılık.'
Birilerinin canlı canlı gömüldüğü, kendi cenazesine ağladığı, taşsız mezarlardır kapısı çarpılarak çıkılmış pek çok ev...
Bazen de katiller dönerler olay mahalline, ya da ziyaret etmeye o mezarlara. Çoğu kez de hakkını helal eden mezarında yatan olur, hayatta kalanın aksine.
Ama çok gördük ki, helal eden hangi taraf olursa olsun hiçbir ölü kalkmamıştır toprağından.
Ne pişman olmak, ne de affetmek dünyada hiçbir suçu kaldırmamıştır ortadan.
''Para satın almak için gereklidir. Sahip olmak içinse, inanç...''
Attila Şanbay
Şu tepenin ardında sinmiş, bekliyor gece...
Güneşin batmasıyla, koca şehri saracak
Ve melekler rüyalar getirirken herkese,
İlham Perisi yine, beni uyutmayacak
Güneşi, göğü, seni getirecek aklıma
Ölüm bile başaramaz beni senden almayı,
Özlediğin her zaman, yanına geleceğim
Sonsuzlukta dolaşan o çaresiz ruhumla,
O diyarlardan sana kalbimi vereceğim
Evet aşkım, bir gece hissedeceksin belki;
Kullanmadığım düşler duruyor dolabımda,
Atsam mı, saklasam mı karar veremiyorum
Bazıları küçülmüş, kimiyse bol geliyor,
Kimininse kullanma tarihi çoktan geçmiş
Daha makul hayaller kurmalı anlaşılan..
Komşu bahçelerdeki güller bittiği için,
Gökten yıldız aşırdım, sevgilim sen uyurken
Yıldızlar da biterse, yakamozlar toplarım,
Gecenin bir yarısı, balıkçılar görmeden...
Umrumda değil, varsın, hırsıza çıksın adım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!