Tazecik yaprakları olan bir ağaççık varmış,
denize bakarmış hep gözleri.
Bir gün en alt dalından bir yaprak düşmüş,
canı yanmış ama dayanmış acısına.
Gözlerimin içine bakıp,
Bazen çok kırılgan oluyorsun diyorum,
Sonra, aynadan sessiz ama içinde bir çocuk gülümsemesi yansıyor yüzüme,
Yıllar önce unuttuğum bakış bu.
Bir papatya gibi beyaz ve narin.
Sonra sessizce dalıyorum uzak köşelere
Limonum,
yeşiline şimdilerin sarısı sinmiş.
Her mevsim tazelenirsin sen,
her yaprakta yeniden doğarsın.
Bense,
İyi ki gelmişim dünyana,
Her şey dursun, çekilsin bir yana.
“İnsan nasıl olunur?”u öğrettin bana;
Hoş geldin,
Hoş safa geldin yine baharlarıma,
Mayıs çiçeğim
Kimselerin eğilip bakmadığı şeyleri sevdim ben.
Bir insanın eksik aklıyla değil, kırılmış kalbiyle ilgilendim.
Kimseyi cebindeki yoksulluk kadar küçültmedim.
Çünkü insan bazen parasından değil, merhametsizliğinden fakir olurdu.
Birinin gözünden yaş düşerken
Sahip olduklarımı saydım bir gece,
parmaklarım yetmedi.
Eşyalar sustu,
hiçbiri adımı söylemedi.
Kendimi hapsolmuş gibi hissediyorum, Sığamıyorum bir bardağın içine,
Sel olup ç/ağlayasım var denizlere
Harf harf uçasım var her biri bir dağın zirvesine,
Ya da bir sazın telinde notalarla dillenmeli içimdeki kutup yalnızlıkları,
Sevgi tek başına yetmediğinde
Kendisine bir beden bulur
O bedenin adı;
Sadece Anne olur.
Bir mevki bir makam arar
Dün kıyısında yürüdüm,
deniz turkuaz bir sır gibi duruyordu,
dalgalar gökyüzünden ödünç ışıkla oynuyor,
dağların eteklerinde küçücük yerleşmeler
ışığa tutunmuş çocuklar gibi titriyordu.
Sen, İstanbul gibisin sevgilim
Gözlerin tıpkı Marmara denizi
Öyle derin, öyle dayanılmaz
Ruhun öyle kozmopolit ki
boğazın akıntısında sürüklenmek gibi sana ulaşmak.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!